26 Ekim 2018 Cuma

Adnan Oktar'ın 26 ocak 2018 tarihli sohbetinden alıntıdır. 2.05.00-2.15.00




Adnan Oktar'ın 26 ocak 2018 tarihli sohbetinden alıntıdır. 

VTR: Adnan Bey, neden Mehter seviyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Mehter, münafığın yüreğini parçalar; müminin, Kalbine ferahlık, İnşirah verir. Mübarek bir müziktir, dualı bir müziktir. Allah, mehteri yarattıysa bir hikmetle yaratmıştır. Kalp mehtere karşı muhabbet doludur. Osmanlı sultanları hep ayakta dinlemiştir Mehteri. Mehter sesini duydu mu münafık kasılır, böcek gibi kasılır. Müminin kalbi açılır, ferahlar.

VTR: Duada acele edilmesi doğru olur mu?

ADNAN OKTAR: İçten olması lazım canımın içi, Yoksa uzun uzun bir saat, bir buçuk saat dua ediyorlar Bu doğru değil, öyle dua olmaz. Rahatça dua etmesi lazım. Kur'an'da, bakıyoruz kısa kısa dualar.
Hatta secdeye yatıyor, alnı secdede bir buçuk saat öyle kalıyor. Bir kere hasta olur insan, öyle dua olur mu ya? Bir saat falan. Nerede görülmüş böyle bir dua? Yani kısa kısa özlü samimi dualar etmek lazım.
Evet

GÜLEN BATURALP: Adnan Bey, Elmas hakkında bilgi vermek istiyoruz.
Elmas, taşların en değerlisi olarak kabul edilir. İşlenmemiş ham Elmas için tüm minerallerin, Tüm malzemelerin en sert olanı diyebiliriz. Bu nedenle, göz alıcı kıymetli ziynet eşyalarında kullanıldığı gibi; kristal Elmas, her türlü malzemeyi kesme ve delme de yani aşındırıcı olarak da kullanılır. Elmas kristallerinde, karbon atomları elmasa sertlik özelliği kazandıracak ideal bir geometrik düzen içindedirler. Elmasın, bu kristal yapısı kristal dünyasındaki en mükemmel örnektir. Bir benzeri daha yoktur, Şeytan'dan Allah'a sığınırım. Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. [Bakara Suresi, 117]

ADNAN OKTAR: Ne güzel, maşallah
Evet, dinliyorum.

VTR: Tüm insanlar, Hz Mehdiye hizmet edecek mi?

ADNAN OKTAR: Sen bir kere niye bu kadar güzelsin? Allah seni ne kadar güzel yaratmış, çok çok güzel kızsın, çok nurlu, şahane bir yüze sahipsin. Çok şahane, ışıklı, çok aydınlık ve güvenilir bir yüz. Allah, sana uzun ömür versin. Cennette Seni bana dost etsin Allah, arkadaş etsin. Bir daha dinleyim.

VTR: Tüm insanlar, Hz Mehdiye hizmet edecek mi?

ADNAN OKTAR: Tüm insanlar, Allah'a hizmet edecek, dolayısıyla Mehdi'nin de dediği, Allah'a hizmet olduğu için zahiren Mehdiye hizmet gibi görünür ama Allah'a hizmettir asıl.

VTR: Gizli şirk nedir?

ADNAN OKTAR: Sen de çok çok nurlusun, bayağı güzel kızsın. Yüzündeki ifade Şahane, Gözlerin çok güzel bir kere. Yüzün de pırıl pırıl çok aydınlık, nurlu ve tertemiz. Allah seni cennetiyle ödüllendirsin. Cennete de seni bana arkadaş etsin, dost etsin, yakın olmamızı nasip etsin. Bir daha dinleyeyim.

 VTR: Gizli şirk nedir?

ADNAN OKTAR: Yani şöyle olur: Mesela başı ağrıyor, oradan bir ilaç alıyor diyor ki, bu ilacı aldım mı anında Keser, bu ilacın özelliği diyor. Halbuki öyle bir şey yok. Eline aldığın şey zaten bir görüntü, yani ilaç etkilemez, Allah etkiyi meydana getirir; çünkü ağrıyı, rahatsızlığı meydana getiren Allah, şifasını meydana getiren de Allah. Onu, vesile ediyor. İnşaAllah Allah vesile eder, diyecek. Öbür türlü şirk olur.
Evet, dinliyorum.

VTR: Hicret, sadece mekan değiştirmek midir, yoksa düşünceyi değiştirmek midir?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, tabii ki klasik anlamda mekan değiştirmektir. Mesela yaşadığı yerde olan Müslümanları yaşatmıyorlar. Farzedelim, Anası babası saldırıyor, namaz kıldırmıyor, Kuran okutmuyor; veyahut etrafındaki arkadaşları ona, İslam'ı Yaşattırmıyor, İslam'a karşı sert bir üslup, kötü bir uslup kullanıyorlar. Kurtuluş bulamazsa tabii ki oradan ayrılır. Allah, o zaman diyor, işte “Allah size genişlikte verir, kolaylıkta verir. Dolayısıyla bir ferahlık elde edebilmek için, kolaylık elde edebilmek için mekan değişikliği de faydalı olur. Onun için “tebdili mekanda hayır vardır” derler. bazen gerekir bu.

Evet, dinliyorum.

VTR: Son günlerde çıkanlara inanmıyoruz, A9 TV yi severek izliyoruz.

ADNAN OKTAR: İkinizde birbirinizden güzelsiniz, ikiniz de çok nurlu ve ışıklısnız, ikinizi de Allah'a Ruhul Kudüs ile desteklesin; cennette İnşallah kardeş, dost oluruz. Allah, ikinizi de kusursuz yaratmış. Vicdanınızda temiz, temiz vicdana sahipsiniz.
Uğraşanlar, şeytanın etkisindeler; şeytan tahrik ediyor, onlar da harekete geçiyorlar. Şeytan, mağlup olacaktır her zaman için bu onun kaderidir. Allah taraftarları, daima galip olacaklardır. Şeytanın teşvik ettiği insanlar, çok büyük hata yapıyorlar şeytana uymakla. Şeytana uydun mu şeytan, seni çok ters yollara götürür ve günaha girersin, hata yaparsın. Şeytana uyduğun apaçık görülüyor. Şeytan'dan Allah'a sığınırım desene. Üsluba yönteme bakıyorum, konuşma şekilleri falan tam anlamıyla şeytanla bir bağlantı var. Şeytan'dan Allah'a sığınmaları lazım.
Evet, dinliyorum,

VTR: İnsan, her derdini Allah'a açmalı mıdır?

ADNAN OKTAR: Tabii ki güzel yüzlüm, ufacık bir şeyi bile, yani Peygamberimiz diyor ki, “insanın ayakkabısının bağı bile kaybolsa Allah'tan isteyin” diyor, O,na söyleyin diyor. Allah ile çok sıcak bağlantı gerekir. Yani ufacık bir rahatsızlığını bile Allah'a söylersin. Ya Rabbi, bunu güzelleştir, düzelt gibi o tarz konuşabilirsiniz. Bu çok güzel olur.
Evet, dinliyorum.

VTR: Dünyada kötülük yapan insanlar cezasını bulur mu?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, şu güzelliğin, yani nereye gidersen git insanları hayretler içinde bırakır. Çok güzelsin. Allah, seni nuru ile sarsın. Kötü insanlardan seni korusun, kötülüklerden seni korusun; seni, cennetiyle ödüllendirsin. Nur gibisin nur. Işık gibisin ve süper yakışıklısın. Allah, sana uzun ömür versin, cennette de kardeş etsin inşaAllah.
Yani dünyada kastediyor. Hayrettir, eninde sonunda Allah cezalandırıyor.




24 Ekim 2018 Çarşamba

Adnan Oktar'ın 26 şubat 2018, tarihli sohbetinden (50.00-1.05.00 dakikalar arası)


Adnan Oktar'ın 26 şubat 2018, tarihli sohbetinden 

Evet, dinliyorum.

VTR: Mealler neden farklıdır?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, o şaşırtıcı tabii. Mesela açıkça anlamı belli oluyor ama buna rağmen bazen bilmişlik yapıyorlar, kendi kafasında ısrar ediyor, anlamazsan geliyor ama olabilir bir mahsuru yok. Onların ortalamasından çıkarabilirsin. Yani bakıp doğruyu onların ortalamasından, birde sözlüğe bakarak çıkarabilirsin. O iyi yani öyle olmasında bir mahsur yok.

ADNAN OKTAR: Evet

VTR: Dünyada iyilerin sayısı neden az?

ADNAN OKTAR: Ah canımın içi, ah nasıl güzel olmuş şapkan, nasıl güzel yakışmış. Bir de, çok çok çok güzelsin. Gözler, burun, yüzün yani çok çok güzel. Bir kere, sonsuz yaşayacağız yani bunu kafana koy. Ve cennette de beraber olacağız inşaAllah. Allah seni cennette bana arkadaş, dost etsin. Burada ne olacak en fazla üç beş on sene yaşanıyor ama ahirette sonsuza kadar yaşayacağız. Ve bundan kat kat daha güzel olacaksın. Düşün, şu güzelliğine bak, şu güzelliğinle zaten nefes kesiyorsun ve bunun kat kat güzel olacaksın MaşaAllah.
Güzel yüzlüm, o benim de dikkatimi çekiyor. Son zamanlarda dikkatimi çekti. Yani iyi insan herhalde parmakla sayılıyor. Çok az oluyor. O, imtihanın bir şartı, onu anlıyoruz. Ben Kur'an'da, onu okuyordum ama herhalde o geçmişte olmuştur diye düşünmüştüm; çünkü Musa devrine bakıyoruz, iman eden yok gibi bir şey. Bir tek kardeşime ben sahip çıkabiliyorum diyor. Bir de gençler var çok az bir sayıda genç. Onlar iman ediyorlar. Nuh’a bakıyoruz, kimse iman ettiği yok. Oğlu söz dinlemiyor dinsiz. Çok az bir mümin topluluğu var gemide onunla beraber. İbrahim'e bakıyoruz, çok küçük bir topluluk var etrafında. İsa mesih'e bakıyoruz, toplam 12 kişi; yani az. Mehdiye bakıyoruz, 313 kişi, yani dünya milyarlar, 313 kişi.
İmtihanın genel özelliği bu demek ki. Dünyanın genel özelliği bu ama biz şöyle bakalım. Mesela biz, muhatap olduğumuzda, gördüğümüzde Allah bize güzel bir dünya yaratıyorsa tamam. Allah, bizi seçmiş demektir. Güzel bir şey. Mesela sen, bak sen de güzel bir kızsın. Allah seni, seçmiş. Ne güzel bak bunu fark edecek durumdasın. Fark edecek durumda olman, senin seçilmiş olduğunu gösteriyor. O zaman, iyilerle beraber ol. Sadece iyileri ara, güzel insanları ara. Allah seni, kötülerden uzak tutsun. Daima iyilerle beraber etsin, hep iyilik, güzellik peşinde olmanı Allah sana ihsan etsin. Seni çok sevdim ben. Çok güzelsin. İnşaAllah böyle sağlık, sıhhatli, uzun ömür de yaşarsın. Cennete de beraber arkadaş oluruz inşaAllah.

GÜLEN BATURALP: Birbirini taklit eden ufaklıklar var. İkisi de zıplıyor.

ADNAN OKTAR: Aklı gidiyor iyice. Heyecandan delirecek gibi. Bak, onun zıplamasını taklit ediyor. Bayağı eğlence çıkmış.
Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beylerbeyi Sarayı'nda çok sayıda sanatçıyı kabul etti. Sanatçılar, özellikle Zeytin Dalı Harekatı ve terörle mücadelede görev alan güvenlik güçlerine verdikleri desteği ifade ettiler. Ayrıca, bu vesileyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da doğum gününü kutladılar.

ADNAN OKTAR: Şimdi sanatçıları tek tek bir göster. Yaklaştırarak göster.

ASLI HANTAL: Ajda Pekkan, Hülya Koçyiğit, Cengiz Kurtoğlu, İbrahim Tatlıses, Sibel Can, Serdar Gökhan, Burak Hakkı, Demet Tuncer, Orhan Gencebay.

ADNAN OKTAR: Sanatçı pek kalmadı. O bayağı ürkütücü bir şey. Yani sanatçı kalmamış olması, ahir zamanın bir özelliği. Bir tek Türkiye'de değil, Avrupa'da da sanatçı kalmadı. Arap ülkelerinde, hiçbir yerde sanatçı kalmadı. Bu, deccaliyetin ne kadar azgın ve acımasız olduğunu gösteren net delillerden birisi. Sanatçı yok ya. Resim sanatçısı yok, heykel sanatçısı yok, müzisyenler kalmadı, sanatçı yok. Mesela bak Türk Sanat Müziği, hiçbir parça icra edilmiyor, yok. Hiçbir yeni parça olmuyor, hiçbir şey olmuyor. Bütün dünya dondu. Bu işte deccal'in azgınlığını ve zalimliğini göstermesi bakımından imza gibi. Çok açık, sarih.
Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Evet, izleyici sorumuz var.

VTR: Anne babalar niye çocuklarına sevgiyi öğretmiyor?

ADNAN OKTAR: Ah benim canımın içi, Ah benim güzel yüzlüm. Aslında bu çok acı ya benim bildiğim. Ben görüyordum anneler, babalar, çocuklarına sevgi değil, hiçbir şey öğretmiyorlar. Kendi hallerine bırakıyorlar. Ben köye de giderdim, bakardım Tokat’ta, Turhal'da falan kaldım. Öyle bir konu yok. Sevgi öğretme şurada dursun, hiçbir şey öğretmiyorlar. Hepsi demem tabii, hepsi demem ama büyük bir kesim böyle. Bu da ahir zamanın, deccaliyetin facialarından birisi. Çocuğun en büyük ihtiyacı, sevgidir. Onu nasıl öğretmezsin ona? Sevgiye son derece aç olması lazım. Muazzam yetiştirmen lazım. Sevgiyi, tutku'yu, aşkı, bütün yönleriyle; bütün detaylarıyla nasıl ulaşabileceğini ve nasıl yaşayabileceğini, en çok ihtiyacı olan şeyi ona öğretmek gerekir. Ne Allah sevgisini öğretiyor, ne Allah korkusunu öğretiyor. Öğretirse de hurafe öğretiyor. Yani facia. Mehdiyet’in her yönden ihtiyaç olduğunu, Allah bize bu yönden de gösteriyor. Ben güzel yüzlümü bir daha dinleyeyim.

VTR: Anne babalar niye çocuklarına sevgiyi öğretmiyor?

ADNAN OKTAR: Dünyalar güzeli, Allah seni cennette bana dost etsin, Arkadaş etsin. Doya doya sevgiyi yaşayacaksın cennette. Cennette çok çok daha güzelsin, zaten güzelsin ama cennette çok daha güzelsin. Allah kalbine huzur versin canımın içi. İnşaAllah hep iyilerle beraber olursun, seni sevenlerle beraber olursun. Allah seni koruyup kollasın, hep mutlu, sevinçli yaşamanı sana nasip etsin inşaAllah.

VTR: Uzun yolculuk yapmayı sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Uzun yolculuk güzel de yakışıklım, yani gidecek yol güzergahı çok önemli; mevsim önemli, bir kere meyve sebze mevsiminde gideceksin yolculuğa. Yani ne zaman? Haziran sonu gibi. Haziran sonu gibi Evet, iyi olur. Veya haziranın ortası gibi de olabilir. Yavaş yavaş yavaş yavaş, geze geze gideceksin. Biz mesela Amasya'dan geçiyorduk, hiç unutmam elimi uzatınca elma ağacına elim değiyordu. Elmaları koca koca. Elmalar, otobüsün penceresinden elimi uzatınca değiyordu. O tarz gezme olur ama şey olması gerekiyor işte, velayet sistemi olacak. Selamün aleyküm ben geldim diyeceksin. Mesela köyde öyle. Bizi köyde çok severlerdi, herkes davet ederdi. Mesela biz köyde gezip gezinirken, hemen evlerine davet ederlerdi. Gelin “Volibak” yaptık falan, gelin beraber yiyelim. Mesela tavuk yapılmış olur, biz Ankara'dan geldiğimiz için böyle ayrı bir statümüz vardı. Acayip seviyorlardı, her yerde çok hürmet edilirdi.  Ama sevgiyle orası güzel, yoksa köyde sevgi olmazsa köy çekilmez.
Evet, bir daha

VTR: Uzun yolculuk yapmayı sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım tip, çok modern. Baya kaliteli, güzel görünümlüsün. Bir de modern olduğun için, iyi niyetli göründüğün için, seni seven çok olur. Dost canlısı iyi bir insana benziyorsun. Allah sana cennet nasip etsin, cennette de Allah arkadaş etsin.
Denizden de olur, denizden. Uçak çok gereksiz. Biniyorsun, yarım saat, 2 saat sonra tak oradasın. Olur mu kardeşim? Yavaş yavaş, geze geze, göreceksin. Orhan Baba'dan şarkıyı koyacaksın, böyle püfür püfür, kolun dışarıda, böyle yan oturacaksın arabaya böyle değil mi? Tost most falan yiyerek böyle. Benzinlikte duracaksın, çay molası vereceksin. Güzel beyaz peynir falan. Ondan sonra temiz hava alacaksın, şöyle bir manzarayı göreceksin....

23 Ekim 2018 Salı

Sn. Adnan Oktar'ın 27 aralık 40-45 2018 tarihli sohbetinden ufak bir kesit


Sn. Adnan Oktar'ın 27 aralık 40-45 2018 tarihli sohbetinden ufak bir kesit

VTR: İyi ve kötü kavramı neden var?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm o zaman her şey dümdüz olurdu. Yani Allah isterse onu yaratır. Duvarlar dümdüz olur, insan dümdüz olur, yani bu kâbus! İyi kötü kavramı olduğunda hayat güzel, renkli oluyor. Aşk, tutku, o zaman ortaya çıkar. Yoksa her yer iyiyse, iyinin anlaşılması mümkün olmaz. Güzelliğin anlaşılması mümkün olmaz. Çirkin olacak ki, güzel belli olsun; kötü olacak ki iyi belli olsun. Yoksa herkes iyiyse, her yer iyidir yani… Anlaşılmaz… Allah onu beğenmiyor, yani yeterli görmüyor; Yoksa var. Katrilyonlarca, katrilyon çarpı katrilyonlarca melek var. Allah onu yeterli görmüyor. İnsanı yaratmış, en çok beğendiği insandır Allah’ın; çünkü o acılar, zorluklar… Kan akıyor, olaylar oluyor, savaş oluyor; ama o arada O, Allah’a dost ve Allah’ı asla bırakmıyor. Tam gerçek aşkın ortaya çıkacağı ortam; tutkunun ortaya çıkacağı ortam. Bununla, aşk ortaya çıkar.  Şimdi biz burada aşk eğitimi, tutku eğitimi, alıyoruz. Buna tam hak kazandığımızı hissettiğimizde, Allah bunu hissettirdiğinde, ahirete alıp tam tutkuyu yaşatıyor, aşkı yaşatıyor. Böyle bir dünyada değil, kusursuz bir dünyada bunu yaşatıyor. Ne kadar? Sonsuza kadar yaşatıyor; ama bu eğitim son derece önemli. Az eğitimle olmaz. Yani adam diyor ki, bir sene iki sene... Olmuyor. O olgunluğa ulaşamıyor insan. O yüksek olgunluğa ulaşması lazım. Mesela peygamberlerimiz eğitildi. Ayetlerden görülüyor. Allah eleştiriyor peygamberimizi, açık açık eleştiriyor. Musa’yı eleştiriyor. Uzun uzun eğitildiler. Tam eğitilip eğitimleri bittiğinde… Mesela peygamberimizi istese Allah uzun yaşatırdı. 63 değil, 93 e kadar yaşatırdı. Hatta 100’ü de aşırtabilirdi. Vardı, sülalesinde yüzün üstünde çok insan vardı. Yaşatmadı… 63 yeterli oldu; çünkü olgunlaştı, kuranı bildirdi, İslam oturdu, Müslümanlık yayıldı, peygamberin eğitimi bitti, sevgiyi tutkuyu Allah iyice anladığını gördü, hissetti, yani peygamber de hissetti. Allah ta zaten biliyordu. Sonra mübarek canını aldı. Hatta Cenabı Allah Cebrail ile haber gönderdi: istersen bak, normalde canını alacağım dedi. Bil, dedi yani, Allah senin canını almak istiyor dedi. Peygamberimiz de bunu bildirdi. Kızına, sahabelere, herkes duydu, yani binlerce insan duydu. Ben, gidiyorum, dedi. Bu, son haccım dedi. Bu son haccım, çok yakında gidiyorum dedi; Allah’ın katına gidiyorum dedi. Ama Cebrail bir daha geldi bak, istiyorsan sana ömür eklenecek dedi. Yani Allah illa canını alacak diye bir şey yok. İstiyorsan eklenecek. Yok, dedi peygamberimiz. Cenab’ı Allah’ın yanına gitmeyi istiyorum, dedi; Çünkü bir amaç yok.  Eğitim tamam, dini anlatmış, tebliğ etmiş, Kur’an tamamlanmış, dünyada kalmanın bir anlamı yok. Bir şey yok yani. Allah razı olmuş, Allah, ben razı oldum senden diyor peygambere… Sen benden razı oldun mu? Yarabbi ben de senden razı oldum diyor. E neyi bekleyeceksin o zaman? Burada çünkü zor, hayat zor. Beklemenin bir anlamı yok. Giderim diyor. Yani ben Allah’ın huzuruna gitmek istiyorum diyor. Bak, saniyesini bile biliyor. Elini kaldırıyor ve Refik’i Ala’ya diyor (yüce dosta...) küt! Eli düşüyor. Bak, saniyesi saniyesine bilmesi çok acayip ya! Konuşuyor, şuuru açık. Bak, bu çok büyük mucizedir! Refik’i Alaya diyor. Öncesinden biliyordu zaten, günlerce öncesinden söylüyordu, ben gidiyorum diye…
Ebu Vail: Peygamber (sav) bir ganimet malını taksim esnasında münafık birisi, bu taksimatta Allah’ın rızası gözetilmedi dedi. Bak, Allah’ın rızasını öğretiyor görüyor musun? Münafık, Allah’ın rızasını uygulamadı diyor, peygambere söylüyor bunu. Gel, sen bölüştür desem kendine bolca alacak münafıklara da bolca alacak, Müslümanlara vermeyecek. Şimdi oldu mu? Dese oldu diyecek. Allah’ın rızası gözetildi diyecek. İşte böyle, kalınca bir odun alacaksın… Bu durum Hz Peygambere söylendiğinde Hz Resulullah, Allah Musa (as) a merhamet etsin, Hz. Musa’ya bundan daha fazla eziyet edildiği halde O, sabretti diyor. Çok uzun, münafıklarla uğraştı çünkü. 120 yaşına kadar. 80 yaşında peygamberlik geldi, 40 yıl peygamberlik yaptı. Bu çakallar ile… bir de Tih çölünde, zor ortamda…

22 Ekim 2018 Pazartesi

Sn. Adnan Oktar'ın 27 ocak 2018 tarihli sohbetinin ufak bir bölümü


Sn. Adnan Oktar'ın 27 ocak 2018 tarihli sohbetinin ufak bir bölümü
Yani potansiyeli her an olabilir. Yarım saat sonra, bir saat sonra da olabilir. Biz, onlara şefkat göstermekle mükellefiz. Senin dinine saldırmıyor, zarar vermiyor, bir şey yaptığı yok, kendi halinde bir insan. İnanmıyordur anlatırsın, izah edersin, dua edersin ama şefkatli davranırsın. Allah, müşriklere bile sakın diyor Allah, ellemeyin, dokunmayın; bilakis onları koruyup, kollayın. Güvenlik içinde, canınızı tehlikeye atarak, onları gidecekleri yere kadar ulaştırın. Canlarına zarar gelmesin diyor, Allah.  Dolayısıyla ters davranılmaz. Kolamız gelsin, rica ederim.

ASLI HANTAL: Video geldi Adnan Bey, İzmir'de klarnet çalıyor.

ADNAN OKTAR: Bakayım, bak ne mazlum insan, ne güzel insan. Yedi ceddine rahmet olsun. Bak dünya tatlısı. Çok fakir benim canım. Ondan birkaç kuruşu bile esirgiyorlar. Çok ayıp, çok ayıp. Onun milyonlar alacak hali yok, ona vereceğinle yiyecek alacak, üstünde paltosu bile yok üstünde kıyafeti bile yok. Buz gibi soğukta, orada sokakta oturuyor. Anlamazdan geliyorlar, yanından geçerken. Köpek bile olsa insan bir bakar ya, “bu insan” insan yani, mübarek bir insan. Seni mutlu etmek için sanatını icra ediyor ve bin kat senden üstün sanat yönüyle. Niye adam yerine koymaz hareketler yapıyorsun? Göz ucuyla bile bakmıyor. Hiç olmazsa bir gülümse, bir takdir et. Seni mutlu etmek için bu tavrı gösteriyor o kadar soğukta. Ayrıca bir lira versen ne olur? yani 50 kuruş 1 lira elin mi kopar ayağın mı Kopar yani Batar mısın? Çok ayıp, bana göre çok ayıp. Gene bir parça daha çalıyordu O,

ASLI HANTAL: Evet, birazdan gelecek.

ADNAN OKTAR: Çok şahane bir insan.
Evet, dinliyorum.

VTR: İleride, İngilizce hala bir dünya dili olacak mı?
Güzel yüzlüm, İngilizce güzel bir lisan, kibar bir lisan, iyi bir mahsuru yok. Rusçadan iyi, İtalyancadan da iyi. Çok yorucu İtalyanca, Fransızca da yorucu, Almanca çok çok yorucu. İnsanın beyni uyuşuyor. İngilizce rahat bir dil, dinlendirici bir dil, iyi yani dünya dili olsun ne olur bir şey olmaz ama bence Türkçe olacak yakında dünya dili. Türkçe dili çok kibardır. Türkçe çok dinlendirici, sakin, güzel bir dildir; kibar bir dildir.

ASLI HANTAL: İzmir'deki klarnet sanatçısının bir şarkısı daha geldi. “Gülü susuz” şarkısını söylüyor.

ADNAN OKTAR: Ne olur şu insana… Bir gömlek ile duruyor, yani ne olur? kendisine ucuz bir palto alır, mutlu etsen. O, seni mutlu etmek için uğraşıyor. Ne olur o kibarlığı göstersen, nezaketi göstersen. Hanımefendiyi tebrik ederim. Az da olsa bir harçlık veriyor.
Evet, dinliyorum.

VTR: Olumsuz olaylar, kader dersi midir?

ADNAN OKTAR: Evet güzel yüzlüm. Çok güzel tarz yapmışsın, çok modern, kaliteli görünüyorsun. Çok klas bir delikanlısın. Allah sana uzun ömür versin, cennet nasip etsin.
Olumsuz olaylar olmazsa yetişemeyiz, yani dengeli olmayız, mutluda olmayız yani acayip bir şey oluruz. Küt olur insan yani böyle ham, kof olur. Acı çeken insan, mesela o şarkı söyleyenler var ya onlar, hep acı çekmiş insanlar. Onlar, öyle güzel söylüyor, acı çekmese hiç söylemez; yani düşün onun, bol parası olsa asla yapmaz öyle bir şey. Acı çektiği için yapıyor, çile çektiği için. Acı ve çile, sanatı ortaya çıkarır. Mesela bu eski sanatçılar var ya hep acı çekmiş sanatçılardır. Adnan Şenses'ten tut Müslüm Baba'dan çık. Akıl almaz acı çekmiştir Müslüm Baba, ömrü boyunca yani çok acılar çekmiştir. Bak çok güzel sesi. Mahsun Kırmızıgül de öyle o, çocuk da öyle. Kürt asıllı. Tabi, olabilir insanlık hatası olabilir, eksik yönleri olabilir. Çok çile çekmiş bir insan, hepsi öyle.
Evet

GÖRKEM ERDOĞAN: Afrin'de, terör unsurlarından temizlenen bölgelerde çatışmalardan uzaklaşan köylülerin hayvanlarını korumak için kapattıkları ağılların ve ahırların kapılarını askerlerimiz açtı. Hem ahırlarda mevcut olan, hem de çevre köylerden tedarik yemlerle, hayvanlara yemek sağlandı.

19 Ekim 2018 Cuma

Adnan Oktar'ın 29 mart 2018 tarihli sohbetinin 50.00-1.05.00 aralığıdır.


Adnan Oktar'ın 29 mart  2018 tarihli sohbetinin 50.00-1.05.00 aralığıdır.

VTR: Hayır üzerine ölen kişi şehit midir?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, yani bilmiyorum bir mucizedir devam ediyor. Sen şu sevimliliğinin, güzelliğinin farkında mısın sen? İnsanın dili tutuluyor, nasıl açıklayacağım bilemiyorum. Harikulade güzelsin maşaAllah ve yüzünde tertemiz bir ifade var. Elinden, yüzünden efendilik akıyor. Muhteşem birisin sen. Aferin sana maşaAllah. Bir de hokka gibi güzelsin yani kusursuz maşaAllah. Allah sana hayır, bereket versin. Cennet için şahane arkadaşsın sen. Seni unutmayacağım cennette arkadaş oluruz inşaAllah. İnşaAllah hep böyle güzel kalırsın hep genç kalırsın ama hayret ya bayağı güzel. Doğal güzel çok çok güzel. Canımın içi ben seni bir daha dinleyim.
Mesela bir polis, asker, veyahut bir memur diyor ki, ben şu an Allah'ın dinine İslam'a, Kuran'a, vatana, millete, bayrağa, hayırlı olmak için hayır için egoistlikten; bencillikten uzak olarak hizmete şu an çıkıyorum diyor, gayret edeceğim diyor. Giderken başına kalas düştü, vefat etti. Şehit olur. Veyahut biri vurdu, şehit olur. Onun için evinden çıkan insan hayra niyet edecek. Yarabbi ben, senin dinini yaymak için islam'ın hakimiyeti için kendimi adadım. Şu anda elimden gelen her şeyi yapmak üzere çıkıyorum. Üç kişiye bile anlatıyor olsa yeterlidir. Asker ne diyor, ya Rabbi decal’i tepelemeye çıkıyorum. Senin dinine saldırıyorlar, senin kuranına, kitabına saldırıyorlar. Bu benim ağırıma gidiyor. Ben, canımı ortaya koydum senin dinin için canımı fedaya hazırım, mücadele edeceğim. Şehit olursam şerefle şehit olacağım. Ben sana aitim. Senden geldim, sana gidiyorum. Mesela bak bu çocuklar hep niyet etmiş askerler. Hep yazıyorlar, ben diyor, düğüne gidiyorum diyor. Düğün ne? Bu şehitlik işte onu kastediyor. Bu şekilde olursa hepsi şehit olur. Kalbinden geçerse yine yeter. Sözlü demesine bile gerek yok. Kalbinden geçirmesi yeterli.
Evet, dinliyorum.

VTR: Sahte sevgi anlaşılır mı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, anlaşılır da kimse bozuntuya vermiyor. Bir seviyor, bir seviyor, diyor. Anlatamam diyor. Şimdi, yeni evlendirilecek tiplerde falan oluyor. Oğlan yakışıklı güzel oluyor, kız da acayip zengin oluyor ama kız vasat güzel oluyor o kadar güzel değil. Oğlan deli divane olduğunu söylüyor böyle eli ayağı boşanıyor, ağzı dili kuruyor falan. O gözler diyor, o kaşlar diyor. Halbuki kız normal bir kız. Yani dünyanın en güzel kızı gelse onu ilgilendirmiyor. Ama mal, mülk olunca cinnet geçiriyor. Yani bir an önce o paraya konabilmek için. Kızcağız da işin acı yanı çok acayip seviyor diyor, mübarek diyor. Halbuki o da biliyor acı acı olayı. Bozuntuya vermiyor. Halbuki dürüst olmak lazım. Seviyorsa seviyordur. Yani ne kadar seviyorsa onu söylemek lazım. Dürüst olmak lazım.

VTR: Cinler bizi istedikleri zaman görebiliyorlar mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım şu an burası dolu. Ve görüyorlar ama çok usludurlar. Öyle kimseyi rahatsız etmezler. Evlerin köşelerinde falan otururlar. Çağırsak da bayağı eğlenirler, hoşlarına gider.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Amerika Birleşik Devletleri başkanı Trump'a dava izni verildi. Maryland, Yargıcı, izin gerekçesi olarak anayasa ihlalini gösterdi.

ADNAN OKTAR: Ya bu garibime bir şey yapacaklar ama hayırlısı. Aslında bence kaçsa çok daha iyi eder. Hakikaten İngiliz derin Devleti çok kötü kafayı taktı ona. Yani onunla bırakmazlar. Bak şimdi ırza tasaddi, dolandırıcılık, akla hayale gelmeyecek bir şeylerden dava açacaklar göreceksiniz. Çok fazla ırza tasaddi olacaktır. Rezalet iddialarda bulunabilirler.
Evet, dinliyorum.

VTR: İnsan kendisi hatalıyken başkalarını eleştirmesi doğru bir hareket midir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, hiç yoktan iyidir. Yani insanlar birbirine ayna olması lazım. Adam mesela cömert değildir ama cömertliği teşvik eder. İyi olur, emri bil maruf, nehyi anil münker, uyandırır insanı. Yani illa kendisinin yapıyor olması şart değil, yapmıyor olması da şart değil. Uyarmak güzel bir şey ama kırmadan, kalbini kırmadan çok çok faydalı. Öbür türlü nasıl olsun? İnsanlar zaten kitap okuyamıyor, kimse kimseyi de uyarmıyor. Biri öyle çıkıp uyarırsa nezaketi ile çok iyi olur. Ama ona kalırsa hoca efendilerin büyük bölümü zaten dediklerini yapmıyorlar. Hatta derler ki, “hocanın dediğine uy ama yaptığını yapma” de derler. Bu bilinen bir şeydir. İnsanlar hatalıdır, eksiktir. Buna kızmamak lazım. Hayır olarak söylerse güzel olarak söylesin dinlenir. Bir şey olmaz.
Evet

GÖRKEM ERDOĞAN: Köpekleri besleyen kuş. Kedi ve köpeği besliyor.

ADNAN OKTAR: Eğitmişlerdir ya. Onları da iyi etmişler. Yazık ben eğitilen hayvanlara acıyorum ben. Hayvanın disipline edilmesi beni kızdırıyor. Hayvan özgür olmalı. Bırakacaksın yani nasıl yaşıyorsa Yaşasın. En güzeli doğal halidir. Ormanda bile elleme. Mesela keklik var kafese koyuyorsun, intihar eder hayvan, kafese koyarsan intihar eder. Sincap falan da öyle. İntihar eder Allah esirgesin. Yani öldürür kendini. Orada bırakacaksın olmaz, kafeste o yaşamaz o. Birçok hayvan intihar ediyor Allah esirgesin. Bırak dışarıda yaşasın. Ne yapıyorsa yapsın.
Evet, dinliyorum.

YASEMİN KİRİŞ: Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, terör mağduru vatandaşlara şimdiye kadar “86milyon 640 bin 844 lira” ödeme yapıldı.

ADNAN OKTAR: Onlara helal olsun. Keşke daha çok imkanlar tanınsa. Ama şu terörün en yoğun olduğu illeri böyle akıl almaz modern hale getirsek terör diye bir şey kalmaz. Çokta ağrılarına gider PKK'nın. Böyle pilot bölge yapacaksın Diyarbakır'ı, Paris gibi yapacaksın. Acayip ağrılarına gider PKK'nın. Mardin'i dünyanın en modern şehirlerinden biri yapacaksın. Acayip ağırlarına gider, darmadağın eder PKK'yı.
“Deccal, sonra genç bir adamı kendisine imana davet eder.” Yani benim adamım olacaksın der diyor. “Deccal, kendisini reddetmesine öfkelenerek, o gence kılıçla vurup ikiye böler. Her iki parçayı bir ok atımı mesafeye fırlatır sonra o genci çağırır. Genç dirilip parlak bir yüzle gülerek ona yönelir.” Yani hiç takmaz. Yani tabii burada kastedilen çok rahatsızlık verecek anlamına geliyor. Bütün gücüyle yükleniyor. Mehdi den bahsediyor burada. İngiliz derin Devleti, Mehdiy’e bütün gücüyle yüklenecek, saldıracak. Ama Mehdi, her seferinde gülerek, onu kale almayarak ve parlak bir yüzle diyor. Güler yüzle, yani dalga geçerek, onlarla eğlenerek, yani İngiliz derin Devleti'ni aşağılayacağını buradan anlıyoruz. Gülmesi aşağılama anlamında. Onlarla alay ederek ve parlak bir yüzle diyor. Cildi demek ki parlak ve güzel olacak, buna dikkat çekilmiş.
Evet, dinliyorum.

VTR: Dış görünüş mü önemli, yoksa onun ruhu mu?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bak ben onu söyledim de onu anlamadı bazı kimseler. Eğer ruhu güzelse bir insanın kendi de güzeldir zaten. Yani beraber yaratılır O. Bir bozukluk olmaz. Bana aklı güzel olup da çirkin olan birini gösterin ben o zaman diyeceğim. Aklı güzelse ahlakı güzelse, kendi de mutlaka güzeldir. İkinci bir ihtimal olmaz. Bak bu bir mucizedir. Ayrıca ciddi bir mucizedir bu. Ben yakışıklı mı Bir daha göreyim.
Ama tabii ki, genel anlamda onu da söyleyeyim tabii ki, insan ruhu ile çok güzel olur. Yoksa etle, kemikle… Yani et, insan eti, insan kemiği, dağ taş her yer dolu. Ama yüce bir ruh, egoistlikten, bencillikten arınmış melek gibi bir ruh. Kabadayı ruhu, çok nadir rastlanır. Bulunduğunda da çok değerli ve çok kıymetlidir. Yani akıl almaz kıymetli bir şeydir o.
Evet

VTR: Hediyeleşmek önemli bir konu mudur?

ADNAN OKTAR: Sen ne güzelsin sen böyle sen. Nasıl güzelsin sen maşaAllah canımın içi. MaşaAllah, benim elimden gelse seni hemen evlendirim. Şahane güzelsin, çok güzel çocuğun olur senin. Ya devlet böyle gençlere direk el koysun. Hakikaten sokakta polis çevirsin direk evlendirme dairesine götüreceksin. Şu güzelliğe bak ya maşaAllah aslanım benim çok çok yakışıklısın maşaAllah. Ama hakikaten çok güzel, bayağı güzel. En az 7-8 çocuk olması lazım bunların en az. Tayyip hocam 3 diyor ama 8.10 olması iyi olur. Benim yakışıklımı Allah cennette kardeş, dost etsin inşaAllah. Bir daha dinleyim.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, onun sistemi güzel çalışmıyor. Ben bazen genç kızlarda görüyorum bizim çevremizde, başka yerlerde görüyorum. Genç kız, mesela bir arkadaşıyla tanışıyor gidiyor, pahalı bir kol düğmesi alıyor. Ya sen genç kızsın şimdi olacak iş mi şu. Yani ne gerek var ya? Küçük bir menekşe al, küçük bir saksıda, toprak bir saksıda. Mükemmel bir hediye olur. Veyahut güzel bir kitap al mükemmel bir hediye olur. Genç kızın pahalı hediye alması asla olmaz ama bir genç kıza pahalı bir hediye alınabilir. Bir erkek alabilir. Gayet de güzel olur. Mesela altın. Bir altın kolye alabilir, altın bileklik alabilir, altın yüzük alabilir. Bu yakışır.

29 nisan 1.30.00-1.45.00



Sn Adnan Oktar'ın 29 nisan sohbetinin 1.30.00-1.45.00 aralığını oluşturan kısmıdır.

(Sn. Recep Tayyip Erdoğanla ilgili bir eleştiri haberine yanıt olarak)

Adnan Oktar: ...Niye saklanmasın ya? Sığınağa da girer. Sen başsın ya. Allah Allah ne yapacaktın, caddeye çıkıp gel vur mu diyecektin? Tayyip hocam bunlara niye böyle cevap veriyor ben anlamıyorum ya. Tabi saklanacak, farz olur saklanması. Sen lider insansın. O zaman köprüye çıkıp gel beni vur mu diyecektin öyle mi? Saklanacak, gizleneceksin tabi, farz. Seni öbürlerinin de saklaması lazım. Adamın bizi vurması falan önemli değil, sana bir şey olursa sorun. Sen lidersin. Saklanmak zaten farz, farz. Allah'ın emri. Siper vardır, askerde. Gel beni vur denir mi ya? Peygamberimiz, (sav) hendek kızdı değil mi? Savaşta da mesela Çanakkale'de her yerde “siper” vardı, askerler sipere yatıyorlardı. Ne diyeceksin? “Ya, bu siperin içine sen niye saklanıyorsun, yiğitsen çık ortaya.” Şimdi bunun bir mantığı var mı? Haram olur. Siperde olacak, siperde olması farz. Siperin dışına çıkarsa harama girer. Saklandıysa da helal olsun. Hayır, saklanmadı diyorsun da saklansa ne olur? Ayrıca niye bunu savunuyorsun ya, saklansa ne olur? Gayet doğru. Kendi de saklanıyordu. Hayır, o da doğru, o da çok dikkat etti. Bütün liderlerin saklanması lazım. Bir şey yok ki onda. Adam, hayvan gibi kafayı çekmiş sarhoş, haplı falan manyak, FETÖ'nün delileri. Zaten adam öldürmeye gelmiş, çakallar. Onlara öyle mi yanaşılır? Yani tabi ki usurubuyla yanaşacak. O sana buradan gelsin, sen ona tepeden gelirsin. Öyle alçaklara mertlik olmaz, mertlik haram olur. O nasıl kahpelik yapıyorsa sen de ona uyanıklık yaparsın. Köpek gibi avlarsın. Çökersin ensesine, alır götürürsün karakola. Dolayısıyla Tayyip Hocam böyle şeylere işkillenmesin, rahatsız olmasın. Askerin siperde saklanması farz. Çıkarsa harama girer. Lider insan oturup göğsünü gererek sokakta caddede gezemez. Bu ümmete karşı bir hata olmuş olur, günaha girmiş olur. Gelin beni vurun der gibi ne zorun ya niye yapıyorsun böyle bir şey? Peygamberimiz, (sav) mağaraya gizlendi. Niye gizlendi o zaman, ne diyeceksin, korktu mu diyeceksin? Allah'ın emrini yerine getirdi. Haram olurdu dışarı çıksaydı. Hz. Ebubekir ile beraber mağaraya gizlendi. Ee o zaman, “ya niye saklanıyorsun, çık aç göğsünü vursunlar” de. Peygamber, (sav) mağaraya gizlendiğine göre sende gizleneceksin. Bunda bir şey yok, gayet normal. Mesela Peygamberimiz, yatağına Hz. Ali'yi yatırdı, kendi de gitti. Gizlendi kendi de. Gelsin yatağında yatsın Peygamberimiz, gelin vurun beni. Şimdi bunun mantığı var mı? Rahat olsun Tayyip hocam, öyle bir şey olmaz.
O güzel yüzlü hanıma geri döner misin? Onunla vedalaşmadan gittik. Bu güzel yüzlü bir konuşsun önce. Onu bir dinleyim.

VTR: Münafıkların yüzündeki nursuzluğun sebebi nedir?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, bak buradaki kız arkadaşların seni acayip beğendiler. Herkes seni çok beğendi, çok çok güzelsin. Bak buna sevin, çok büyük bir nimet. Çok çok büyük bir nimet. Gözlerin her şeyin çok güzel. Allah sana uzun ömür versin cennet nasip etsin. Münafıklar, güzel yüzlüm, aslında onlar bir gösterilse gerçekten millet deli gibi kaçar. Yani bildiğin klasik şeytan. Onların maneviyat gözüyle görünmesi konumunda, çok korkunç görürsün. Dehşet vericidir görüntüleri. Tam tipik şeytandır. Şeytan kafası var üstlerinde. Yani mahluktur. Kadın olsun, erkek olsun, münafık, korkunç bir şeytan görünümdedir. Mana gözüyle bakıldı mı görülebilir Allah'ın dilemesiyle. Ama müminlere eziyet olmasın diye Allah, gerçek yüzlerini göstermiyor. Ama onların içerisinde bakiye kalan “o nursuzluk” oluyor. Yoksa gerçek halleri çok çok korkunçtur münafıkların.
Evet, dinliyorum.

VTR: Yaşlı insanlar daha mı anlayışlı olur?

ADNAN OKTAR: Yok, çok katı olurlar. Yani genel anlamda çok katı olurlar. Böyle dediğim dedik. İyice oturmuş oluyor yani yerinden kıpırdamazsın. Ama tabii daha müşfik, daha merhametli kesimde olur, yaşlılar çok çok fazladır. Ama genel prensip olarak, karakterleri oturmuş oluyor yani öyle.
Evet, dinliyorum.

VTR: Zamanın hızlı geçmesini neye bağlıyorsunuz? Niye bu kadar hızlı geçiyor ve neden eskiye göre daha hızlı yaşıyoruz?

ADNAN OKTAR: Sen ne sevimli şeysin sen böyle. Sen ne tatlı şeysin böyle. Çok şeker, bayağı güzel. Zencileri Allah ne şeker yaratıyor, bayağı sevimliler, dünyaya müthiş bir süs bunlar. Üsluba bak, üslubun şekerliği ne bak.
Canım kardeşim, şu dünkü konferansta ne oldu, onları bir daha anlatır mısınız.

GÖRKEM ERDOĞAN: Adnan Bey, konferans’ın en dikkat çekici özelliklerinden bir tanesi, sizin gelişinizdi. Burada, değerli konuşmacılarımızla beraber. Çok yakışıklısınız maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak, şimdi kim geldi? Benim kızım geldi, şimdi ben onu göstereceğim. Dünyanın en tatlısı balım.

GÖRKEM: Adnan Bey, yeri sürekli sizin koltuğunuzun yanı. Orada uyuyor.

ADNAN OKTAR: Bak, döne döne bakıyor. Nasıl kedim güzel mi, huyu nasıl peki? O benim bir tanem, o benim canımın içi. Ama nasıl güzel bir varlık.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Adnan Bey, konferans resimlerine devam edebiliriz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah vay be.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Konferans, “3. Uluslararası Yaşamın ve Evrenin Kökeni Konferansı.” Fahri başkanlığını yaptığınız, Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı, Milli değerleri Koruma Vakfı ve Milli Değerler Vakfı'nın ortak düzenledikleri bir konferans. Bu yıl Avrupa, Amerika ve Avusturya İtalya’dan gelen, konularında uzman sekiz bilim adamının katılımıyla Fairmont Quasar Hotel İstanbul'da düzenlendi.

GÜLEN BATURALP: Evrim teorisinin bilim dışı iddialarının çürütüldüğü ve yaratılış gerçeğinin bilimsel delillerinin ortaya konduğu 28 Nisan 2018 cumartesi günü gerçekleştirilen konferansımıza çok değerli misafirlerimiz; bilim insanları, akademisyenler, konsoloslar, büyükelçiler, vakıf ve dernek başkanları, Türkiye'nin önde gelen üniversitelerinin temsilcileri, düşünce kuruluşları, sanatçılar, sporcular, iş dünyasının tanınmış yöneticileri, gazeteciler ve yazarlar dahil olmak üzere 400'den fazla kişi katıldı. Sn, Bülent Özveren’in sunumuyla konferans, İstiklal Marşı ve şehitlerimiz için saygı duruşuyla başladı. Sn, Altuğ Berker’in açılış konuşmasının ardından konferansı düzenleyen Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı, Milli Değerleri Koruma Vakfı ve Milli Değerler Vakfı Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar'ın bilimsel ve kültürel çalışmaları, 300'den fazla kitabı, 73 dile çevrilen eserlerinden yararlanarak hazırlanan 5000'den fazla konferans, belgesel, yurtdışında 250'den fazla basın yayın organında yayınlanan makaleleri ve canlı yayın programları hakkında kısa bir tanıtım filmi izlendi.
Yaklaşık 9 saat süren bilimsel konferansa, iki ayrı oturum kapsamında: Dünya çapında çalışmalarıyla tanınan 8 yabancı bilim insanı evrim teorisinin geçersizliğini bilimsel delillerle açıkladılar. Yaşayan Fosiller sergisiyle, dünya tarihi boyunca yaratılmış tüm canlıların hiçbir evrim süreci getirmedikleri ve ilk yaratıldıkları andan itibaren değişmedikleri gösterildi. Yaşamın kökeni filmi ile, Allah'ın göklerde ve yerde gözlemlediğimiz yaratılış delillerini içeren özlü bir anlatım yapıldı.

GÖRKEM ERDOĞAN: Bilimin farklı dallarını bir araya getiren konferansta aynı zamanda, sanatın çeşitli dallarını temsilen dans ve müzik gösterileri yer aldı. Perküsyon gösterisi ve İstanbul Dance Factory’nin dans performansının yer aldığı konferans programında öğle yemeğinde bir araya gelen katılımcılar ve bilim dünyasının önde gelen isimleri, kültürel ve bilimsel bir ortamda fikir alışverişinde bulundular.
Ayrıca konferans sonundaki plaket töreninde, fahri başkanlığını yaptığınız Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı, Milli Değerleri Koruma Vakfı ve Milli Değerler Vakfı başkanları tarafından, 3. Uluslararası Yaşamın ve Evrenin Kökeni Konferansı konuşmacılarına ve değerli katılımcılara plaket sunuldu.

ADNAN OKTAR: Şahane şahane, çok güzel. Münafıklar pislikle uğraşırken, bizler güzellikle uğraşıyoruz. MaşaAllah, ne güzel.
Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Mehdi'nin manevi derecesi diğer peygamberlerden üstün mü?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, güzel yüzlüm, Tevrat'a göre Mehdi, bütün peygamberlerden üstün. Yani Musevi inancına göre, bütün peygamberler

16 Ekim 2018 Salı

Adnan Oktar'ın 1 mayıs 2018 tarihli sohbetinin 1.15.00-1.30.00 arası olan kısmı.


Adnan Oktar'ın 1 mayıs 2018 tarihli sohbetinden

VTR: Hayatı seviyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Hayatı, Allah'ı seviyorum. Allah'ın sevince zaten sonsuzluk, aklı başında bir insanın isteyeceği bir güzelliktir. Allah'ı sevince, her şeyi seversin. Dolayısıyla hayatı da seversin ama Allah'ı sevmiyorsan hayatın anlamı yok. Hayat, cehenneme döner yani ölü gibi yaşarsın.
Evet, dinliyorum.

VTR: Neden isminizi değiştirme gereği duydunuz?

ADNAN OKTAR: Harun Yahya'yı kastediyor değil mi? Harun, Hz. Musa'nın yardımcısı, Yahya da İsa Mesih'in yardımcısı. Ben de Resulullah'a yardımcı olan naçiz bir kul olduğumu düşünüyorum, onu anlatan sembolik bir isim Harun ve Yahya. “Harun Yahya” ama Tevrat'ta o kadar çok geçmesi hayret, Harun Yahya isminin. Yani şifreli olarak çok geçiyor.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Geçtiğimiz hafta New York'ta düzenlenen Yahudi Liderler Toplantısına katılan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, Filistin ve İsrail toplumu arasında yıllardır süregelen çatışma ve gerginliğin artık bitmesi gerektiğini vurguladı. Selman: Filistinlilerin artık ya barışması ya da çenelerini kapatmasının daha iyi olacağını belirterek herkesi şaşırttı. Son 40 Yıldır Filistinlilere birçok fırsat sunuldu, ancak onlar tüm önerileri ellerinin tersiyle itti. Şimdi Filistinliler için teklifleri kabul etme ve anlaşma masasına gelme zamanı. Bunların hiçbirine de yapmıyorlarsa çenelerini de kapatıp sızlanmayı bıraksınlar dedi.

ADNAN OKTAR: Hoppala yani hayır, barış'ı teşvik etmesi, savaşın durmasını istemesi güzel de o tarz böyle aşağılayan bir ifade onları mahcup eder tabi, çok rencide eder. Çok güzel gidiyor bence, daha hoş ifadelerle ifade ederse anlatacaklarını, daha güzel olur.
Miraç'ta Hz. Peygamber, 5. kata yükseltiliyor, Cebrail kapıyı çalıyor, kapının bekçisi ile aralarında konuşma geçiyor. Kapıyı açıp içeri girdiğinde 5. katta “Harun ve Yahya” bulunuyor.
Evet, bu ikisi Hz. Peygamber'e selam veriyor, merhaba hoş geldin diyorlar. Sonra 6. Kata yükseltilmiştir diyor. (Fütuhat’ı Mekkiye, Mehdi Risalesi İbn’i Arabi.) Bunu, İbni Arabi özel Bir bölüm olarak almış, sırf bu bölümü. Yani bak, halbuki birçok Peygamber ile görüşmüş ama bunu sadece bölüm olarak almış. Bak, Miraç'ta Hz. Peygamber 5. kata yükseltiliyor, Cebrail kapıyı çalıyor, kapının bekçisi ile aralarında konuşma geçiyor. Kapı açılıyor, içeriye girdiklerinde 5. katta “Harun ve Yahya” bulunuyor. O ikisi Hz. Peygamber’e (sav) selam veriyor, yani merhaba ve hoş geldin diyorlar.
Evet, dinliyorum.

VTR: Sizce darbeler son buldu mu?

ADNAN OKTAR: Türkiye için, Orta Doğu Ülkesi için, biraz zor tabi. Darbe bir gelenek, Abdülhamid devrinden beri bir gelenek ve çok riskli, çok yanlış bir yöntem tabi. Halbuki demokratik bir yöntem, akılcı olandır. Yani darbe anormal bir hareket. Fakat darbeye karşı, ben daha önce de söyledim “tedbir alırsın” dedim. Onu yeniden vurgulamak lazım. Bir kere, askere “adam öldür” dendiğinde, askerin bunu dinlememesi gerekir. Yani böyle emir olmaz. Çünkü cinayete teşvik var. Orada onun subayı, suçlu konumuna düşmüş oluyor, subaya karşı tavır alması lazım yani tutuklaması lazım. Çünkü subayın, subaylığı gitmiş oluyor o zaman. Klasik katil olmuş oluyor. Adam öldür diyen adam katildir, onun tutuklanması gerekir. O subaya itaat edilmez. Ayrıca tank mank. Kardeşim, tankın çıkart aküsünü, sök kablosunu. Niye çalıştırıyorsun ya, ne mecburiyetin var, niye uçağı kaldırıyorsun? Sök kablosunu kalsın, dursun. Yahut niye benzin veriyorsun? Yani herkes elinden geleni yaparsa darbe hiçbir şekilde olmaz. Bir de çok kalabalık olması lazım, sokağa herkesin çıkması lazım. O zaman darbe zaten felç olur. Yani evinde… Ya kardeşim seni gelir evinden alırlar, aklını başına al, evde olur mu? Çık sokağa. Herkesin sokakta olması lazım. O zaman darbe felç olur, ilerleyemez, hiçbir şey yapamaz. Çünkü halk karşı olmuş oluyor. Halkın karşı olduğuna bakarak, görerek daha hala darbe diye bir şey olmaz.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Yanakları sevimli bir kedi.

ADNAN OKTAR: Ben yanlış mı görüyorum ya? Şahane.
Tamam, şimdi kısa bir ara verelim sonra devam edelim.

GÖRKEM: Yayınımıza kısa bir ara veriyoruz.
GÖRKEM: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel ne mutlu.
Müzik

ADNAN OKTAR: Biz bu fasılı yeniden getirelim. Serbest yani klarnetle, kemanla serbest fasıl yapacaklar. Sözlü olmasına gerek yok. Var ya müzik aralarında oluyor böyle fasıllar, değil mi? Özel bir şeyi yok onun özel bir kanun yok. Mesela Türk sanat müziği söylüyor ama arada birden fasıla giriyor, o tarz fasıl istiyoruz. Fasılda klarnet çok hayatidir. Darbuka, zil, efendim bir de davul iyidir. Yani davul, daha olayın nezaketine uygun olur. Klarnete ne gider arada? Onun dengesini sağlamak için de “ud” iyi olur.
Evet, veyahut kanun, kanun. Kanun, klarnet, darbuka, zil ve davul. Evet, yalnız yani serbest oyun havaları. Bu özel bir anlamı yok ki. O anda içinden ne gelir geliyorsa o olur, o kadar çok fazla örnek gösterebiliriz.
Evet, dinliyorum.

VTR: Trafik kazalarını nasıl durdurabiliriz?

ADNAN OKTAR: Trafik kazalarını durdurmak için yakışıklım, tek yönlü yollar gerekiyor. Bir de geniş asfalt gerekiyor, geniş cadde gerekiyor. Tek yol var, arabaların biri gidiyor, biri geliyor yani çarpışmaması mucize. Mesela biz yolda giderken, bugün düşündüm yani mucize. Biz ara yoldan çıkıyoruz anayola, trafik lambası falan yok. Karşıya ben bir ayna koydurdum, oradan istifade ile biraz bir şeyler oluyor. Arabalar vızır vızır, zor bela dengeyi sağlıyoruz. Her seferinde öyle ucu ucuna. Yani onların insafına kalmış oluyor, böyle bir şey olmaz. Geniş, ferah yollar olması lazım. Bir de sürat olmaması gerekiyor. Yani sürat olduğunda mecburen kaza olur. Mesela düşünüyorum, biz Mercedes ile gidiyoruz, 220-230 larda gidiyorduk. Yani eğer tekerlek herhangi bir şekilde fırlasa falan araba, en az 20 takla atar yani 10-15 takla atar. Hiç şakası olmaz. Yahut yola bir hayvan falan sıçradığını düşün, araba mutlaka savrulur. Diyorum ya bir köpek falan çıktığını düşün, dana falan da fırlayabilir. Arabanın orada savrulmaması mümkün değil ve bütün arabalar birbirine girer. Yani sürat te kaçınılmaz olay. Tabi bu şehirler arası yoldaydı yıllar önce. Yani en az 25 yıl olmuştur, 20-25 yıl olmuştur. Şehirlerarası. Yine olmaz.
Evet, dinliyorum.

VTR: Peygamberimiz etkileyici miydi?

ADNAN OKTAR: Peygamberimizi hiç anlatmıyorlar. Halbuki o devrin en yakışıklı delikanlısıydı. Bak, Hz. Hatice hiç kimseyle evlenmedi. Yüzlerce kişi ona evlilik teklif etti. Oranın en yakışıklı delikanlıları teklif etti, en zenginleri etti, hiçbir hiçbirini kabul etmedi ama Resullah’ı gördüğünde âşık oldu Hz. Hatice. Kardeşim, öyle anlatılır gibi değil. Gözler simsiyah, beyazı bembeyaz böyle. Zaten bakan, yani aklını atıyor neredeyse yani heyecandan dayanamıyor. Mesela kirpikleri uzun ve kıvrık, iki taraftan. Yani özel kirpikleri. Yukarı doğru kıvrık, aşağı tarafında alt kısımda kirpik zayıf olur ama peygamberimizde güçlü o. Hz. Hasan ve Hüseyin de de hepsinde var. Yani torunlarına da geçmiş. Mesela iri bir dudak, etli de dudakları Peygamberimizin (sav). Dişleri bembeyaz, süt beyaz. Omuzları, pehlivandı zaten peygamberimiz (sav). Yani Ağırsıklet güreşçileriyle güreşen pehlivandı. Kolları kalın, elleri de öyleydi, iri elli. Ayakları da iri, kemikleri falan güçlü çok. Tabi burnu, küçük ve doğan böyle çekme burunluydu. Sakallar pırıl pırıl simsiyah böyle çok güzel, düzgün, kibar. Saçlar, iki taraftan örgülü, 3 örgü burada, 3 örgü burada. Pırıl pırıl yani bebek gibi zaten yüzü çocuk yüzü gibi acayip güzel. Eti, bebek eti gibi çok. Son derece yani çocukluğundan itibaren temiz. Hz. Hatice görünce âşık oluyor. Hz. Hatice, teklif ediyor evliliği. Tabi, o teklif ediyor evlenelim diye. Peygamberimiz’de