29 Kasım 2018 Perşembe

Sn Adnan Oktar'ın 23 nisan 2.25. tarihli konuşmasından bir bölüm. (00-2.40.00)


Sn Adnan Oktar'ın 23 nisan 2.25. tarihli konuşmasından bir bölüm.

VTR: Başarı azimle mi gelişir?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, tabi azim çok önemli bir şey ama azmin arkasında iman olması lazım. Allah'ın büyüklüğünün bilinmesi ve samimiyet olması lazım. Yoksa azim insanı mahveder. Azimle belanın içinde savrula savrula bir oraya çarparsın, bir buraya çarparsın. Mesela iş adamları vardır, azimlidir, sürünür. Başını bir oraya çarpar, bir buraya çarpar. Bütün ömrü sürünmekle geçer ama azmeder. İmanla olan azim kıymetlidir.
Evet, dinliyorum.

VTR: Fiili dua diye bir şey var mıdır?

ADNAN OKTAR: Fiili dua, ben mesela konuşmak istiyorum, şu an Allah konuşma meydana getiriyor. İnsan konuşamaz yani madde değildir ki konuşsun. Yapacak hiçbir şey yok. Ses teli falan bunların hepsi hikâye, öyle bir konu yok. Canım konuşmak istiyor falan, olacak iş değil bir kere böyle. Ruhun, bedene emir vermesi olacak iş değil. Ruh, bedene emir veriyor, “maddeye.” Madde ne anlar ya ruhun ne dediğinden. Madde, cansız, bilinçsiz bir varlık. Ruh ne derse desin yani haberi bile olmaz. Bak, yani bunu biraz düşünseler hemen anlayacaklar. Konuşmayı yaratan, doğrudan Allah'tır.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz gecesi, televizyonlara telefonla tek tek bağlanarak açıklamalar yaptı. NTV'ye yaptığı açıklamanın videosunu görebiliriz.
VTR: Başbakan Binali Yıldırım: Kanunsuz bir eylem söz konusu. Bu kalkışmayı yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar, bu kanunsuz eylemin içerisinde olanlar da en ağır şekilde bedelini ödeyecektir. Vatandaşımın bunu bilmesini istiyorum. Asla ve asla bu gibi kalkışmalara pabuç bırakmayacağız.

ADNAN OKTAR: Yolu kapatmışlardı değil mi onlar? Peki arabalar ne yaptı o gün, geri mi döndüler? Yığılma olmuştur öyle değil mi, ne oldu sonra öyle kaldı mı arabalar?

GÜLEN BATURALP: Kontrollü geçiş olmuştur herhalde.

ADNAN OKTAR: Kontrollü geçiş.

GÜLEN BATURALP: Evet, bir süre sonra tamamen kapatmışlardı.

ADNAN OKTAR: Anladım, o tarz.

GÖRKEM ERDOĞAN: Başbakanımızın, “ucunda ölüm dahi olsa bu çapulculara gereken dersi vereceğiz” diye yaptığı 15 Temmuz konuşmasını da görebiliriz.

VTR: Başbakan Binali Yıldırım: Devlet iş başındadır ve gereken her şeyi yapacağız. Ucunda ölüm dahi olsa gereken her şeyi yapacağız. Asla ve asla! bu çapulculara, Hukuk'a uymayan, milletin silahını, askerini, tankını, kendi emelleri adına kullanmaya kalkışan bu canilere gereken dersi vereceğiz.!

ADNAN OKTAR: Ya sakın, sakın! Bak, hayır, Sayın Başbakanı ben bir daha uyarıyorum, hatırlatıyorum kardeşi olarak. Özel olarak onları kızdıracaklar, haber aldım diyor. Kızdıracaklar, sakın kızmasınlar, gülüp geçsinler buna. Yani şakayla karşılık versinler.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Oyuncu bir tilki.

ADNAN OKTAR: Ya ne tatlı hayvan. Hayret ya, yerim ben seni, yerim tatlılığını yerim senin.
O, seviliyordu da acayip sesler çıkarıyordu ya, o var mı? O inanılır gibi değil ya, bayağı güzel sesler çıkarıyor.

GÖRKEM: Evet, görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, hayret ya. Bir daha aç bakayım. Tatlılığa bak sen ya. Yerim seni ben yerim yerim yerim. Isırmıyor da elini bak. Hayret ya. Ne şeker varlık.
Evet, dinliyorum.

VTR: Küçüklüğümüzü hatırlasaydık beynimiz çok mu zorlanır?

ADNAN OKTAR: Yok, hipnozda çok iyi hatırlıyor insan, hiçbir şey de olmuyor beynine. Yani 
günbegün, mesela farz edelim adam, 65 yaşında olduğunu düşünelim veyahut 70 yaşında. Mesela 65 yıl öncesini sorduğunda, 65 yıl önce, “gün olarak” mesela “cuma günü” diyor. Cuma günü öğleden sonra diyor, gün olarak veriyor, bütün detaylarını anlatıyor. Balkondayım diyor, şu an bisiklet sürüyorum diyor, çocuk sesi ile konuşuyor, aynısı. Acayip, detay detay. Balkonda neler var diyorsun, hepsini anlatıyor, en ince detayına kadar. Beyin hiç zorlanmaz. Beynin, acayip kapasitesi vardır fakat Allah buna müsaade etmiyor.
Evet, dinliyorum.

VTR: Tarihinin en çok sevilen insanı olmak ister miydiniz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, tabi insan ister, her insan ister. En çok sevilen olmak ister. İşte bu bir yarış. Cennette öyle oluyor. Mesela insan, en çok sevilen olmak istiyor, durumuna göre Allah onu yaratıyor. Mesela Resulullah, çok sevilen biri. Musa, çok sevilir. Mehdi çok seviliyor, İsa Mesih çok seviliyor. Bunlar, cennet çiçekleri.
Evet

GÖRKEM ERDOĞAN: Kirpiler ve bir kedi.

ADNAN OKTAR: Yazık garibime. Eyvah pati gitti. Zoruna ne oldu, niye pati atmaya gerek duydun? Acayip canı yanmıştır, yazık hayvana ya.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Yunusi, “Azeriler, Türkçe konuşan Fars’tır” diye açıklama yapınca, İran Meclisi'ndeki bazı Türk kökenli milletvekilleri, yazılı bir bildiri yayınlayarak bu sözlere tepki gösterdi. Bildiride, İran'daki azınlıklarla ilgili bu sözlerin, “ülke güvenliğine” zarar verdiği, İran’da çeşitli ırkların yaşadığı, Kur'an'a göre ırk ayrımcılığının kabul edilemez olduğu ve ülkedeki Türklere hakaret edildiği söylendi. İran’da, ülkenin %40’ını Azeri, Türkmen, Kaşkar, hazar ve Horasan gibi “Türkçenin lehçelerini konuşan” Türklerin oluşturduğu ve bu sözlerle büyük bir Türk kavmine hakarette bulunduğu söylendi.

ADNAN OKTAR: Yunusi, gereksiz ırkçılık yapmış, münasebetsizlik yapmış. Bir de Müslümanım diyor, sarık falan da sarmış. Boş bulundu herhalde. O lafını düzeltsin, o sözünü geri alsın, Kur'an'la yeniden açıklasın. Müslümanın konuşacağı bir laf değil bu.
Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Kübra. İnsanlardaki bencillik duygusu yok olduğunda dünya nasıl bir hal alır?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, zaten bencillikten dolayı çirkinleşiyorlar. Akıllarının gitmesinin nedeni de o. Savaşların, terör ve anarşinin nedeni de o. İnsanların huzursuz olması, bunalıma girmesinin nedeni de o, bencilliktir. İtici olmalarının nedeni de odur, sevgiyi yaşayamamanın nedeni de bencilliktir. Çok büyük bir beladır bencillik. En çekinilmesi gereken bir olay.
Evet

VTR: Dışarıdaki yiyecekler çok sağlıksız. Biz ne yiyeceğiz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, haklısın, doğru söylüyorsun. Ben, bugün de hatta arabada da konuştuk. Mesela bir genç, bir şeyler atıştırmak istiyor, gofret alıyor, hepsi zararlı. İçinde Palmiye yağı var, bilmem ne, katı yağlar, şeker, yani vücuduna zararlı ne varsa içinde var. Ya kardeşim, içine protein koy, kalsiyum koy, magnezyum koy, potasyum, vücudun ihtiyacı. Bakır koy, kobalt, çinko koy; C vitamini, D vitamini koy. Efendim, böyle yani lifli gıdalar koy ve Omega yağlar koy. Omega 3, Omega 6, Omega 9. Ya niye zararlı şeyler yapıyorsun da adamı perişan ediyorsun? İllaki zararlı şey olacak, illaki. Aslında çok rahat yapılabilir. Devlet eliyle olması gerekir diye düşünüyorum. Çok kolay bu tip gıdalar üretmek.
Evet, dinliyorum.

VTR: Canlı sohbetleri çok seviyoruz, iftiralara inanmıyoruz.

ADNAN OKTAR: Her ikiniz de birbirinizden güzelsiniz. Allah sizi birbirinizden ayırmasın. Çok güzel arkadaşsınız. Her birinizin ayrı bir güzelliği var. Yani hanginiz daha güzel denilecek gibi değil ki. İkiniz de çok güzelsiniz. Allah ikinize de uzun ömür versin, sağlık, sıhhat versin. Allah sevinç içinde yaşatsın, hiç ayrılmayın bence birbirinizden. Mahallede de her yerde beraber olun. Evler bile karşılıklı olsun. Çok tatlısınız, ikiniz de çok güzelsiniz. Allah ikinizi de cennette bana arkadaş, dost etsin maşaAllah.

GÖRKEM: Manikür yapan bir kedi.

ADNAN OKTAR: Çok şeker ve büyük bir dikkatle izliyor.

6 Kasım 2018 Salı

Adnan Oktar'ın 24 nisan 2018 tarihli sohbetinden kısa bir alıntı. (50.00-1.05.00 dk.)


Adnan Oktar'ın 24 nisan 2018 tarihli 
sohbetinden kısa bir alıntı.

VTR: İman zayıflığı hissettiğimiz an neler yapmamız lazım?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm bak, Kur'an'a baktığımızda hemen hemen yüzde yetmiş-sekseninde o konular geçer. İmanı zayıf insanlar olduğundan, onların gevşek tavırlarından falan bahseder Allah. Ona karşı Allah hep yerdeki, gökteki delilleri esas gösterir. Dünyadaki insanların imtihanı zaten o şekilde oluyor. Fakat zeki, akıllı insanlar için “özellikle bilimin geliştiği şu devirde” artık iman hakikatlerinde takılıp kalmak zor. İman etmek diye bir konu yok. Atomun yapısına bakan bile nefesi kesiliyor, aklı gidiyor. Yani imanın dışında hiçbir yol kalmıyor. Bütün modern fizikçiler, fizik biliminde İhtisas yapanlar, hepsi Allah'a iman ediyor ama mecburen diyorlar, iman ediyoruz diyorlar. Başka bir yolu yok diyorlar. Dolayısıyla imanın kapısı ahir zamanda sonuna kadar açıldı. Modern bilimin gelişmesi ile her yere ulaşmamızı sağladı. Allah'ın sanatını en ince detaylarına kadar görmemizi sağladı. Bundan sonra iman sorunu olmaz dünyada.
Bir daha göreyim.

VTR: İman zayıflığı hissettiğimiz an neler yapmamız lazım?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, aç benim kitaplarımdan bir tanesini oku. Mesela bir “Sivrisinek Mucizesi”ni bile okusan “Örümcek Mucizesi”ni okusan, arının hayatına baksan yahut “Atom Mucizesi”ni okusan hemen biter, hemen biter. Yani çok geçicidir. Ama daha pratik olmasını istiyorsan gözünün önündeki elips ekrana bak. 3 boyutlu, renkli, muazzam sinema. Görülmemiş bir film yani. Bu yeter iman etmek için.
Evet, dinliyorum.

VTR: Türkiye'de ücretli askerlik olmalı mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, olabilir ama şu an yoğun çatışmalar var, çok fazla askere ihtiyaç var. Güvenlik yönünden zaaf oluşturur o, riskli olur. Şu an olmaz ama inşaAllah ileride İslam hakim olduğunda, İttihadı İslam oluştuğunda, tabi ki, zaten çok az askere ihtiyaç olacaktır. O zaman o, düşünülür, rahat rahat düşünülür.

VTR: Bir arkadaşımızın samimi olup olmadığını anlamak için ne kadar süre geçirmemiz lazım?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, aslında ilk başlarda hemen belli olur. Ama tabi hepsinin bir “bamteli” oluyor. Yani dengesinin bozulması riskinden dolayı çok dikkatli olunuyor. Yoksa ilk konuşmada neticelenir. En uç şeyler sorarsın, en uç konuşmalar yaparsın, bir anda reaksiyonlarından hemen anlaşılabilir. Anlaşılmamasının nedeni, onun gelip gittikçe bir şey olmadığını görmesidir. Yani o, güven veriyor. Mesela bir geliyor bir şey olmuyor, bir daha geliyor, bir daha bir şey olmuyor. Zaman geçiyor, gene bir şey olmuyor. Aa demek ki bir şey olmayacak diyor. O, önemli bir güven vesilesi oluyor. Samimiyeti anlamak, gözlerinden anlaşılır, konuşmasından, ses tonundan, mimiklerinden, mantık örgüsünden, çok çabuk anlaşılır. Ama samimi insan bulmak çok zor olduğu için şöyle diyelim: “samimiyete uygun insan” bulmak diyelim. Tam samimi insanı bulmak çok zor, bayağı güçtür. Milyonda bir. Ama samimiyete yatkın insan bulmak için biraz tabi konuşmak, görüşmek, mimiklerini kontrol etmek, konuşmasını kontrol etmek; cevap şekilleri, soru şekilleri, bakışları, özellikle ses tonu, vurgu şekilleri, seçtiği kelimeler, mantık örgüsünden, her şeyinden anlaşılır.

ADNAN OKTAR: Alim bir Hoca Efendi’ye böyle şarkılar söylemek olmaz, tamam doğru. Ben de alim ve “Hoca Efendi” olmadığıma göre söylerim.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Kardeşlerimiz, Danimarka'da Fosil Sergisi düzenlediler.

ADNAN OKTAR: Ne marka dedin?

GÖRKEM: Danimarka

ADNAN OKTAR: Ha evet, maşaAllah çok şahane olmuş. Çok medeni, modern insanlar, çok seviyoruz Danimarkalıları. Ülke olarak da çok seviyoruz, modernliğini, kalitesini, güzelliğini, temizliğini, insanlarının hepsini çok seviyoruz.
Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Mehdiye insanlar hak ettiği değeri verebilecek mi?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen ne kadar güzel insansın. Çok yakışmış makyajın. Tarzın şahane olmuş. Gözler zaten çok çok güzel. Saçların çok güzel. Yüzün, yani bakar bakmaz çok dikkat çekiyor. Çok güzel kızsın. Allah sana hayırlı, bereketli, sağlıklı, sevinçli, neşeli ve uzun ömür nasip etsin. Ve cennette de arkadaş olmamızı, dost olmamızı nasip etsin.
Bir daha dinleyim.

VTR: Hz. Mehdiye insanlar hak ettiği değeri verebilecek mi?

ADNAN OKTAR: Başlangıçta hayır, başlangıçta hayır. Başlangıçta bilakis, yani küfür ve münafıklarla “halkın birçoğu da bilmeden” Mehdiye karşı muazzam bir mücadele verecekler. O yüzden sayıları az olacak diyor peygamberimiz, “313 kişi” kadardırlar diyor. Hemen hemen herkes muhalif olacak diyor. Özellikle Fukaha, fıkıh alimleri, bütün güçleriyle karşı koyacaklar diyor. Yani Fukaha bile karşı ise büyük bir kitlenin karşı olacağı anlaşılıyor. Ama zahir olduktan sonra, dünyada en sevilen olacak. Yani cinnet geçirecek insanlar sonra. Yer yerinden oynayacak ama başlangıcı o şekildedir.
Evet, dinliyorum.

VTR: Dünkü maçta, Şenol Güneş’e kafa attılar. Böyle bir ortamda kadınların futbol izlemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yapanlar tabi çok ayıp yaptılar, çok çirkin. Kadınların bulunduğu ortamda, özellikle çok nezih ve dikkatli olmaları gerekir. Kadınları riske atmak kalleşlik, bir vicdansızlıktır. Delikanlının yapacağı bir şey değil. Dürüst, vicdanlı insanın yapacağı bir şey değil. Hayır, kendini tehlikeye atıyorsa o ayrı ama kadınları tehlikeye atmak, bin misli kalleşliktir, bin misli kepazeliktir, bin misli edepsizlik ve terbiyesizliktir. Yani çok korkunç bir şey. Hakikaten ben gördüm, orada çok güzel hanımlar var, kaliteli hanımlar var. İnsan onlara nasıl kıyar ya? Orada öyle kepazelik çıkartıyorsun, olay çıkarıyorsun. Şenol Güneş’i ben hedefleyerek bir şey attıklarını zannetmiyorum. Çünkü çok zor, uzaktan öyle bir şey tutturmak bayağı zor, güç. Yani “rast geldi” diye düşünüyorum. Ama her halükârda orada birine atıyor. Kim olursa olsun, birinin kafasına gelsin diye atıyor zaten. Yaralasın diye atıyor. Bu da kalleşçe. Dürüst bir insanın, mert bir insanın yapacağı bir şey değil. Delice bir hareket. Hukuk, kanun gereğini yapacaktır. Ama çok ayıp yaptı kim yaptıysa. Hanımlar, tabi güvenlikleri sağlanırsa gene gelebilirler. Ama bu çok kötü bir model oldu. Çok kötü bir hatıra.
Evet, dinliyorum.

VTR: Müslümanda bamteli olur mu?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen ne kadar güzel kızsın. Yaklaştır bakayım. Çok güzel gözlerin, yüzün de çok güzel, kaşların da modaya uygun. Genelde çok güzel kızsın. Allah güzelliğinle seni uzun ömürlü yaşatsın. Cennette de biliyorsun, cennet sonsuz. İnşaAllah sonsuza kadar dost, arkadaş oluruz inşaAllah. Müslümanın bamteli olur mu? Yani sinirlenip çileden çıktığı an. Olur tabi, o da iyi bir şey. Mesela “PKK ile mücadelede” yakışır, bayağı güzel olur. “Cihad anında münafıklara, küfre karşı yapılan mücadelede” Müslümanın tabii ki “hamiyet hissi,” coşkusu önemli. Mesela Peygamberimiz, (sav) normalde çok halim selim bir insan, çok sevecen. Hatta böyle içine kapalı bir insan, öyle diyeyim. Ama hamiyeti İslamiyesi kabardığında, alnında, çift damar oluşuyordu diyor görenler. Kıpkırmızı oluyor böyle. O hiddet alameti oluyordu. O zaman işte küfre gereken karşılığı veriyordu yani yaptıklarına yapacaklarına bin pişman ediyordu. Ama normalde kediye bile kıyamayan, kedi olduğunda kucağında, eteğini makasla kesip hayvanı rahatsız etmeyen, hatta ordu geçerken de kedilerin kenarından geçin, deyip bütün ordunun yolunu değiştiren bir insan. Kedi rahat etsin diye. Ama hamiyet hissi, tabi etkili olduğunda o güzel bir şey, o ibadettir. Ama yine orada tabii Allah'ın hükmüne, Allah'ın kanunu'na uygun hareket edilir. Yani harama girerek bir hareket olmaz.
Bir daha dinleyim.

3 Kasım 2018 Cumartesi

Adnan Oktar'ın 26 nisan 2018 tarihli sohbetinden (40-55. dakikalar)


GÖRKEM ERDOĞAN: Yiğit Bulut, İyi Parti-CHP işbirliğinin arkasında İngiliz derin Devleti'nin olduğunu işaret eden bir yazı yazdı.

ADNAN OKTAR: Kabadayı yolu açmış işte. İngiliz derin Devleti’ne bütün açıklığıyla dikkat çekmiş. Yazarlara söylüyor, hep beraber yüklenelim, o pislikleri deşifre edelim diyor. Bir yıldan beri yaptığımız bu. Allah'a çok şükür 400'ün üzerinde Türk yazara “İngiliz Derin Devletin’i” kabul ettirdik. Birkaç kişi direniyor. Herkes fark etmiş vaziyette. Bak bölgedeki son atakları gördünüz mü? Hem Ermenistan hem Azerbaycan hem Türkiye. Hedeflere bakın. Hepsini havada yakaladık elhamdülillah üçünü de.

GÖRKEM ERDOĞAN: Türkiye'yi, İngiliz derin Devleti'nin seçim yoluyla kontrol etmeye çalıştığını da söylemiş, Yiğit Bulut.

ADNAN OKTAR: Seçim yoluyla geçim yoluyla hiçbir şey yapamaz. Mehdiyetin zıl ve gölgesi altında Türkiye.
Laz Müziği:
Lazlar, Karadeniz'li kardeşlerimiz çok şeker, güzel insanlar. Çok neşeli insanlar, müziği de çok hoş.
Evet, dinliyorum.

VTR: Şehitler bu dünyadaki işlere ve olaylara karışabilirler mi?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, o apayrı bir boyut. Orada bağlantı, burayla mümkün değil. Yani şöyle düşünelim, boyutlar vardır 2. Boyut, 3. Boyut, 4. boyut, 5. Boyut. O, bir boyut. Boyuttan, boyuta geçiş mümkün değildir. Allah'ın dilemesi dışında olmaz. Ama bazen İslam'a, Kuran'a faydalı olsun diye şehitler, ruhaniyet şeklinde görünebilirler. Ruhaniyet şeklinde. Onun dışında geçiş mümkün değil.
Evet, dinliyorum.

VTR: Hızır nerede yaşıyor?

ADNAN OKTAR: Hızır, canı nerede isterse oraya hemen anında gidiyor. Yani onun için bir hız sorunu yok. Benim anladığım ışık hızında. İstediği zaman istediği yere ulaşıyor. Ama çoğu zaman yani halkın görebildiği şekli, “bulut” şeklinde oluyor. Bulut, at üzerinde bir insan, at üzerinde bir insan şeklinde. O kadar görünebiliyor. Ama toplantılarda, devlet yıkma-devlet kurma toplantılarında, maskeli olarak katılıyor, maskeli. Yüzü kapalı, o şekilde katılır. O, “Huruf’u Mukatta” ile de yakın alakası vardır Hızır'ın. O, “Elif Lam Mim, Elif Lam Ra,” Kur'an'daki Huruf’u Mukatta. Ama genelde Hızır'ın yaptığı işler insanların hoşuna gidecek şeyler değildir. Yani nasıl söyleyeyim ayaklanmalarda rol alır, darbede rol alır, savaşlarda rol alır. Yönlendirdiği gibi de gelişir olaylar. O tarz. Yani istediği, isminin anıldığı, çokça anıldığı yerlere de bazen geldiği oluyor. Yani çok üzerinde durulursa ne var, ne oluyor? Tarzında geldiği oluyor. “Boz Atlı” bilinir, köylerde falan da bilinir. At şeklinde duman. O şeydeki resmi göstersene oradan daha iyi anlarlar. (Mısır'daki)

VTR:

ADNAN OKTAR: İşte halkın alışkın olduğu şekli budur. Bozatlı Onun için diyorlar, şu şekil.
Evet, dinliyorum.
Evet, dinliyorum.

VTR: Benim sorum şudur: İnsanların kalbinde gerçekten sevgi var mıdır?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm, seni ne kadar kızdırmış insanlar ne kadar sıkmışlar seni. Yani olmaması anormal değil mi güzel yüzlüm? Sevgi olmasa insan nasıl yaşar ya? Cehennem yani Allah vermesin çok korkunç. Kedi biliyor sevmeyi böyle hırıldıyor sevildiğinde. Köpek de öyle, bilir. Bütün hayvanlar bilir, çiçekler bilir, kaplumbağa bile biliyor. Yaklaştın mı kafasını uzatıyordu, sevdiriyordu kendini bahçede. İnsan sevgiden yaratılmıştır zaten. İnsan ruhu sevgidir. Allah'ın kendisi sevgidir ama ruhunu taşıyanlar sevgiyi bilirler. Allah'ın ruhunu taşımayanlar sevgiyi bilmez. Yani o çok önemli, sadece Allah'ın ruhunu taşıyanlar bilir.
Evet, dinliyorum.

26 Ekim 2018 Cuma

Adnan Oktar'ın 26 ocak 2018 tarihli sohbetinden alıntıdır. 2.05.00-2.15.00




Adnan Oktar'ın 26 ocak 2018 tarihli sohbetinden alıntıdır. 

VTR: Adnan Bey, neden Mehter seviyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Mehter, münafığın yüreğini parçalar; müminin, Kalbine ferahlık, İnşirah verir. Mübarek bir müziktir, dualı bir müziktir. Allah, mehteri yarattıysa bir hikmetle yaratmıştır. Kalp mehtere karşı muhabbet doludur. Osmanlı sultanları hep ayakta dinlemiştir Mehteri. Mehter sesini duydu mu münafık kasılır, böcek gibi kasılır. Müminin kalbi açılır, ferahlar.

VTR: Duada acele edilmesi doğru olur mu?

ADNAN OKTAR: İçten olması lazım canımın içi, Yoksa uzun uzun bir saat, bir buçuk saat dua ediyorlar Bu doğru değil, öyle dua olmaz. Rahatça dua etmesi lazım. Kur'an'da, bakıyoruz kısa kısa dualar.
Hatta secdeye yatıyor, alnı secdede bir buçuk saat öyle kalıyor. Bir kere hasta olur insan, öyle dua olur mu ya? Bir saat falan. Nerede görülmüş böyle bir dua? Yani kısa kısa özlü samimi dualar etmek lazım.
Evet

GÜLEN BATURALP: Adnan Bey, Elmas hakkında bilgi vermek istiyoruz.
Elmas, taşların en değerlisi olarak kabul edilir. İşlenmemiş ham Elmas için tüm minerallerin, Tüm malzemelerin en sert olanı diyebiliriz. Bu nedenle, göz alıcı kıymetli ziynet eşyalarında kullanıldığı gibi; kristal Elmas, her türlü malzemeyi kesme ve delme de yani aşındırıcı olarak da kullanılır. Elmas kristallerinde, karbon atomları elmasa sertlik özelliği kazandıracak ideal bir geometrik düzen içindedirler. Elmasın, bu kristal yapısı kristal dünyasındaki en mükemmel örnektir. Bir benzeri daha yoktur, Şeytan'dan Allah'a sığınırım. Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. [Bakara Suresi, 117]

ADNAN OKTAR: Ne güzel, maşallah
Evet, dinliyorum.

VTR: Tüm insanlar, Hz Mehdiye hizmet edecek mi?

ADNAN OKTAR: Sen bir kere niye bu kadar güzelsin? Allah seni ne kadar güzel yaratmış, çok çok güzel kızsın, çok nurlu, şahane bir yüze sahipsin. Çok şahane, ışıklı, çok aydınlık ve güvenilir bir yüz. Allah, sana uzun ömür versin. Cennette Seni bana dost etsin Allah, arkadaş etsin. Bir daha dinleyim.

VTR: Tüm insanlar, Hz Mehdiye hizmet edecek mi?

ADNAN OKTAR: Tüm insanlar, Allah'a hizmet edecek, dolayısıyla Mehdi'nin de dediği, Allah'a hizmet olduğu için zahiren Mehdiye hizmet gibi görünür ama Allah'a hizmettir asıl.

VTR: Gizli şirk nedir?

ADNAN OKTAR: Sen de çok çok nurlusun, bayağı güzel kızsın. Yüzündeki ifade Şahane, Gözlerin çok güzel bir kere. Yüzün de pırıl pırıl çok aydınlık, nurlu ve tertemiz. Allah seni cennetiyle ödüllendirsin. Cennete de seni bana arkadaş etsin, dost etsin, yakın olmamızı nasip etsin. Bir daha dinleyeyim.

 VTR: Gizli şirk nedir?

ADNAN OKTAR: Yani şöyle olur: Mesela başı ağrıyor, oradan bir ilaç alıyor diyor ki, bu ilacı aldım mı anında Keser, bu ilacın özelliği diyor. Halbuki öyle bir şey yok. Eline aldığın şey zaten bir görüntü, yani ilaç etkilemez, Allah etkiyi meydana getirir; çünkü ağrıyı, rahatsızlığı meydana getiren Allah, şifasını meydana getiren de Allah. Onu, vesile ediyor. İnşaAllah Allah vesile eder, diyecek. Öbür türlü şirk olur.
Evet, dinliyorum.

VTR: Hicret, sadece mekan değiştirmek midir, yoksa düşünceyi değiştirmek midir?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, tabii ki klasik anlamda mekan değiştirmektir. Mesela yaşadığı yerde olan Müslümanları yaşatmıyorlar. Farzedelim, Anası babası saldırıyor, namaz kıldırmıyor, Kuran okutmuyor; veyahut etrafındaki arkadaşları ona, İslam'ı Yaşattırmıyor, İslam'a karşı sert bir üslup, kötü bir uslup kullanıyorlar. Kurtuluş bulamazsa tabii ki oradan ayrılır. Allah, o zaman diyor, işte “Allah size genişlikte verir, kolaylıkta verir. Dolayısıyla bir ferahlık elde edebilmek için, kolaylık elde edebilmek için mekan değişikliği de faydalı olur. Onun için “tebdili mekanda hayır vardır” derler. bazen gerekir bu.

Evet, dinliyorum.

VTR: Son günlerde çıkanlara inanmıyoruz, A9 TV yi severek izliyoruz.

ADNAN OKTAR: İkinizde birbirinizden güzelsiniz, ikiniz de çok nurlu ve ışıklısnız, ikinizi de Allah'a Ruhul Kudüs ile desteklesin; cennette İnşallah kardeş, dost oluruz. Allah, ikinizi de kusursuz yaratmış. Vicdanınızda temiz, temiz vicdana sahipsiniz.
Uğraşanlar, şeytanın etkisindeler; şeytan tahrik ediyor, onlar da harekete geçiyorlar. Şeytan, mağlup olacaktır her zaman için bu onun kaderidir. Allah taraftarları, daima galip olacaklardır. Şeytanın teşvik ettiği insanlar, çok büyük hata yapıyorlar şeytana uymakla. Şeytana uydun mu şeytan, seni çok ters yollara götürür ve günaha girersin, hata yaparsın. Şeytana uyduğun apaçık görülüyor. Şeytan'dan Allah'a sığınırım desene. Üsluba yönteme bakıyorum, konuşma şekilleri falan tam anlamıyla şeytanla bir bağlantı var. Şeytan'dan Allah'a sığınmaları lazım.
Evet, dinliyorum,

VTR: İnsan, her derdini Allah'a açmalı mıdır?

ADNAN OKTAR: Tabii ki güzel yüzlüm, ufacık bir şeyi bile, yani Peygamberimiz diyor ki, “insanın ayakkabısının bağı bile kaybolsa Allah'tan isteyin” diyor, O,na söyleyin diyor. Allah ile çok sıcak bağlantı gerekir. Yani ufacık bir rahatsızlığını bile Allah'a söylersin. Ya Rabbi, bunu güzelleştir, düzelt gibi o tarz konuşabilirsiniz. Bu çok güzel olur.
Evet, dinliyorum.

VTR: Dünyada kötülük yapan insanlar cezasını bulur mu?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, şu güzelliğin, yani nereye gidersen git insanları hayretler içinde bırakır. Çok güzelsin. Allah, seni nuru ile sarsın. Kötü insanlardan seni korusun, kötülüklerden seni korusun; seni, cennetiyle ödüllendirsin. Nur gibisin nur. Işık gibisin ve süper yakışıklısın. Allah, sana uzun ömür versin, cennette de kardeş etsin inşaAllah.
Yani dünyada kastediyor. Hayrettir, eninde sonunda Allah cezalandırıyor.




24 Ekim 2018 Çarşamba

Adnan Oktar'ın 26 şubat 2018, tarihli sohbetinden (50.00-1.05.00 dakikalar arası)


Adnan Oktar'ın 26 şubat 2018, tarihli sohbetinden 

Evet, dinliyorum.

VTR: Mealler neden farklıdır?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, o şaşırtıcı tabii. Mesela açıkça anlamı belli oluyor ama buna rağmen bazen bilmişlik yapıyorlar, kendi kafasında ısrar ediyor, anlamazsan geliyor ama olabilir bir mahsuru yok. Onların ortalamasından çıkarabilirsin. Yani bakıp doğruyu onların ortalamasından, birde sözlüğe bakarak çıkarabilirsin. O iyi yani öyle olmasında bir mahsur yok.

ADNAN OKTAR: Evet

VTR: Dünyada iyilerin sayısı neden az?

ADNAN OKTAR: Ah canımın içi, ah nasıl güzel olmuş şapkan, nasıl güzel yakışmış. Bir de, çok çok çok güzelsin. Gözler, burun, yüzün yani çok çok güzel. Bir kere, sonsuz yaşayacağız yani bunu kafana koy. Ve cennette de beraber olacağız inşaAllah. Allah seni cennette bana arkadaş, dost etsin. Burada ne olacak en fazla üç beş on sene yaşanıyor ama ahirette sonsuza kadar yaşayacağız. Ve bundan kat kat daha güzel olacaksın. Düşün, şu güzelliğine bak, şu güzelliğinle zaten nefes kesiyorsun ve bunun kat kat güzel olacaksın MaşaAllah.
Güzel yüzlüm, o benim de dikkatimi çekiyor. Son zamanlarda dikkatimi çekti. Yani iyi insan herhalde parmakla sayılıyor. Çok az oluyor. O, imtihanın bir şartı, onu anlıyoruz. Ben Kur'an'da, onu okuyordum ama herhalde o geçmişte olmuştur diye düşünmüştüm; çünkü Musa devrine bakıyoruz, iman eden yok gibi bir şey. Bir tek kardeşime ben sahip çıkabiliyorum diyor. Bir de gençler var çok az bir sayıda genç. Onlar iman ediyorlar. Nuh’a bakıyoruz, kimse iman ettiği yok. Oğlu söz dinlemiyor dinsiz. Çok az bir mümin topluluğu var gemide onunla beraber. İbrahim'e bakıyoruz, çok küçük bir topluluk var etrafında. İsa mesih'e bakıyoruz, toplam 12 kişi; yani az. Mehdiye bakıyoruz, 313 kişi, yani dünya milyarlar, 313 kişi.
İmtihanın genel özelliği bu demek ki. Dünyanın genel özelliği bu ama biz şöyle bakalım. Mesela biz, muhatap olduğumuzda, gördüğümüzde Allah bize güzel bir dünya yaratıyorsa tamam. Allah, bizi seçmiş demektir. Güzel bir şey. Mesela sen, bak sen de güzel bir kızsın. Allah seni, seçmiş. Ne güzel bak bunu fark edecek durumdasın. Fark edecek durumda olman, senin seçilmiş olduğunu gösteriyor. O zaman, iyilerle beraber ol. Sadece iyileri ara, güzel insanları ara. Allah seni, kötülerden uzak tutsun. Daima iyilerle beraber etsin, hep iyilik, güzellik peşinde olmanı Allah sana ihsan etsin. Seni çok sevdim ben. Çok güzelsin. İnşaAllah böyle sağlık, sıhhatli, uzun ömür de yaşarsın. Cennete de beraber arkadaş oluruz inşaAllah.

GÜLEN BATURALP: Birbirini taklit eden ufaklıklar var. İkisi de zıplıyor.

ADNAN OKTAR: Aklı gidiyor iyice. Heyecandan delirecek gibi. Bak, onun zıplamasını taklit ediyor. Bayağı eğlence çıkmış.
Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beylerbeyi Sarayı'nda çok sayıda sanatçıyı kabul etti. Sanatçılar, özellikle Zeytin Dalı Harekatı ve terörle mücadelede görev alan güvenlik güçlerine verdikleri desteği ifade ettiler. Ayrıca, bu vesileyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da doğum gününü kutladılar.

ADNAN OKTAR: Şimdi sanatçıları tek tek bir göster. Yaklaştırarak göster.

ASLI HANTAL: Ajda Pekkan, Hülya Koçyiğit, Cengiz Kurtoğlu, İbrahim Tatlıses, Sibel Can, Serdar Gökhan, Burak Hakkı, Demet Tuncer, Orhan Gencebay.

ADNAN OKTAR: Sanatçı pek kalmadı. O bayağı ürkütücü bir şey. Yani sanatçı kalmamış olması, ahir zamanın bir özelliği. Bir tek Türkiye'de değil, Avrupa'da da sanatçı kalmadı. Arap ülkelerinde, hiçbir yerde sanatçı kalmadı. Bu, deccaliyetin ne kadar azgın ve acımasız olduğunu gösteren net delillerden birisi. Sanatçı yok ya. Resim sanatçısı yok, heykel sanatçısı yok, müzisyenler kalmadı, sanatçı yok. Mesela bak Türk Sanat Müziği, hiçbir parça icra edilmiyor, yok. Hiçbir yeni parça olmuyor, hiçbir şey olmuyor. Bütün dünya dondu. Bu işte deccal'in azgınlığını ve zalimliğini göstermesi bakımından imza gibi. Çok açık, sarih.
Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Evet, izleyici sorumuz var.

VTR: Anne babalar niye çocuklarına sevgiyi öğretmiyor?

ADNAN OKTAR: Ah benim canımın içi, Ah benim güzel yüzlüm. Aslında bu çok acı ya benim bildiğim. Ben görüyordum anneler, babalar, çocuklarına sevgi değil, hiçbir şey öğretmiyorlar. Kendi hallerine bırakıyorlar. Ben köye de giderdim, bakardım Tokat’ta, Turhal'da falan kaldım. Öyle bir konu yok. Sevgi öğretme şurada dursun, hiçbir şey öğretmiyorlar. Hepsi demem tabii, hepsi demem ama büyük bir kesim böyle. Bu da ahir zamanın, deccaliyetin facialarından birisi. Çocuğun en büyük ihtiyacı, sevgidir. Onu nasıl öğretmezsin ona? Sevgiye son derece aç olması lazım. Muazzam yetiştirmen lazım. Sevgiyi, tutku'yu, aşkı, bütün yönleriyle; bütün detaylarıyla nasıl ulaşabileceğini ve nasıl yaşayabileceğini, en çok ihtiyacı olan şeyi ona öğretmek gerekir. Ne Allah sevgisini öğretiyor, ne Allah korkusunu öğretiyor. Öğretirse de hurafe öğretiyor. Yani facia. Mehdiyet’in her yönden ihtiyaç olduğunu, Allah bize bu yönden de gösteriyor. Ben güzel yüzlümü bir daha dinleyeyim.

VTR: Anne babalar niye çocuklarına sevgiyi öğretmiyor?

ADNAN OKTAR: Dünyalar güzeli, Allah seni cennette bana dost etsin, Arkadaş etsin. Doya doya sevgiyi yaşayacaksın cennette. Cennette çok çok daha güzelsin, zaten güzelsin ama cennette çok daha güzelsin. Allah kalbine huzur versin canımın içi. İnşaAllah hep iyilerle beraber olursun, seni sevenlerle beraber olursun. Allah seni koruyup kollasın, hep mutlu, sevinçli yaşamanı sana nasip etsin inşaAllah.

VTR: Uzun yolculuk yapmayı sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Uzun yolculuk güzel de yakışıklım, yani gidecek yol güzergahı çok önemli; mevsim önemli, bir kere meyve sebze mevsiminde gideceksin yolculuğa. Yani ne zaman? Haziran sonu gibi. Haziran sonu gibi Evet, iyi olur. Veya haziranın ortası gibi de olabilir. Yavaş yavaş yavaş yavaş, geze geze gideceksin. Biz mesela Amasya'dan geçiyorduk, hiç unutmam elimi uzatınca elma ağacına elim değiyordu. Elmaları koca koca. Elmalar, otobüsün penceresinden elimi uzatınca değiyordu. O tarz gezme olur ama şey olması gerekiyor işte, velayet sistemi olacak. Selamün aleyküm ben geldim diyeceksin. Mesela köyde öyle. Bizi köyde çok severlerdi, herkes davet ederdi. Mesela biz köyde gezip gezinirken, hemen evlerine davet ederlerdi. Gelin “Volibak” yaptık falan, gelin beraber yiyelim. Mesela tavuk yapılmış olur, biz Ankara'dan geldiğimiz için böyle ayrı bir statümüz vardı. Acayip seviyorlardı, her yerde çok hürmet edilirdi.  Ama sevgiyle orası güzel, yoksa köyde sevgi olmazsa köy çekilmez.
Evet, bir daha

VTR: Uzun yolculuk yapmayı sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım tip, çok modern. Baya kaliteli, güzel görünümlüsün. Bir de modern olduğun için, iyi niyetli göründüğün için, seni seven çok olur. Dost canlısı iyi bir insana benziyorsun. Allah sana cennet nasip etsin, cennette de Allah arkadaş etsin.
Denizden de olur, denizden. Uçak çok gereksiz. Biniyorsun, yarım saat, 2 saat sonra tak oradasın. Olur mu kardeşim? Yavaş yavaş, geze geze, göreceksin. Orhan Baba'dan şarkıyı koyacaksın, böyle püfür püfür, kolun dışarıda, böyle yan oturacaksın arabaya böyle değil mi? Tost most falan yiyerek böyle. Benzinlikte duracaksın, çay molası vereceksin. Güzel beyaz peynir falan. Ondan sonra temiz hava alacaksın, şöyle bir manzarayı göreceksin....

23 Ekim 2018 Salı

Sn. Adnan Oktar'ın 27 aralık 40-45 2018 tarihli sohbetinden ufak bir kesit


Sn. Adnan Oktar'ın 27 aralık 40-45 2018 tarihli sohbetinden ufak bir kesit

VTR: İyi ve kötü kavramı neden var?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm o zaman her şey dümdüz olurdu. Yani Allah isterse onu yaratır. Duvarlar dümdüz olur, insan dümdüz olur, yani bu kâbus! İyi kötü kavramı olduğunda hayat güzel, renkli oluyor. Aşk, tutku, o zaman ortaya çıkar. Yoksa her yer iyiyse, iyinin anlaşılması mümkün olmaz. Güzelliğin anlaşılması mümkün olmaz. Çirkin olacak ki, güzel belli olsun; kötü olacak ki iyi belli olsun. Yoksa herkes iyiyse, her yer iyidir yani… Anlaşılmaz… Allah onu beğenmiyor, yani yeterli görmüyor; Yoksa var. Katrilyonlarca, katrilyon çarpı katrilyonlarca melek var. Allah onu yeterli görmüyor. İnsanı yaratmış, en çok beğendiği insandır Allah’ın; çünkü o acılar, zorluklar… Kan akıyor, olaylar oluyor, savaş oluyor; ama o arada O, Allah’a dost ve Allah’ı asla bırakmıyor. Tam gerçek aşkın ortaya çıkacağı ortam; tutkunun ortaya çıkacağı ortam. Bununla, aşk ortaya çıkar.  Şimdi biz burada aşk eğitimi, tutku eğitimi, alıyoruz. Buna tam hak kazandığımızı hissettiğimizde, Allah bunu hissettirdiğinde, ahirete alıp tam tutkuyu yaşatıyor, aşkı yaşatıyor. Böyle bir dünyada değil, kusursuz bir dünyada bunu yaşatıyor. Ne kadar? Sonsuza kadar yaşatıyor; ama bu eğitim son derece önemli. Az eğitimle olmaz. Yani adam diyor ki, bir sene iki sene... Olmuyor. O olgunluğa ulaşamıyor insan. O yüksek olgunluğa ulaşması lazım. Mesela peygamberlerimiz eğitildi. Ayetlerden görülüyor. Allah eleştiriyor peygamberimizi, açık açık eleştiriyor. Musa’yı eleştiriyor. Uzun uzun eğitildiler. Tam eğitilip eğitimleri bittiğinde… Mesela peygamberimizi istese Allah uzun yaşatırdı. 63 değil, 93 e kadar yaşatırdı. Hatta 100’ü de aşırtabilirdi. Vardı, sülalesinde yüzün üstünde çok insan vardı. Yaşatmadı… 63 yeterli oldu; çünkü olgunlaştı, kuranı bildirdi, İslam oturdu, Müslümanlık yayıldı, peygamberin eğitimi bitti, sevgiyi tutkuyu Allah iyice anladığını gördü, hissetti, yani peygamber de hissetti. Allah ta zaten biliyordu. Sonra mübarek canını aldı. Hatta Cenabı Allah Cebrail ile haber gönderdi: istersen bak, normalde canını alacağım dedi. Bil, dedi yani, Allah senin canını almak istiyor dedi. Peygamberimiz de bunu bildirdi. Kızına, sahabelere, herkes duydu, yani binlerce insan duydu. Ben, gidiyorum, dedi. Bu, son haccım dedi. Bu son haccım, çok yakında gidiyorum dedi; Allah’ın katına gidiyorum dedi. Ama Cebrail bir daha geldi bak, istiyorsan sana ömür eklenecek dedi. Yani Allah illa canını alacak diye bir şey yok. İstiyorsan eklenecek. Yok, dedi peygamberimiz. Cenab’ı Allah’ın yanına gitmeyi istiyorum, dedi; Çünkü bir amaç yok.  Eğitim tamam, dini anlatmış, tebliğ etmiş, Kur’an tamamlanmış, dünyada kalmanın bir anlamı yok. Bir şey yok yani. Allah razı olmuş, Allah, ben razı oldum senden diyor peygambere… Sen benden razı oldun mu? Yarabbi ben de senden razı oldum diyor. E neyi bekleyeceksin o zaman? Burada çünkü zor, hayat zor. Beklemenin bir anlamı yok. Giderim diyor. Yani ben Allah’ın huzuruna gitmek istiyorum diyor. Bak, saniyesini bile biliyor. Elini kaldırıyor ve Refik’i Ala’ya diyor (yüce dosta...) küt! Eli düşüyor. Bak, saniyesi saniyesine bilmesi çok acayip ya! Konuşuyor, şuuru açık. Bak, bu çok büyük mucizedir! Refik’i Alaya diyor. Öncesinden biliyordu zaten, günlerce öncesinden söylüyordu, ben gidiyorum diye…
Ebu Vail: Peygamber (sav) bir ganimet malını taksim esnasında münafık birisi, bu taksimatta Allah’ın rızası gözetilmedi dedi. Bak, Allah’ın rızasını öğretiyor görüyor musun? Münafık, Allah’ın rızasını uygulamadı diyor, peygambere söylüyor bunu. Gel, sen bölüştür desem kendine bolca alacak münafıklara da bolca alacak, Müslümanlara vermeyecek. Şimdi oldu mu? Dese oldu diyecek. Allah’ın rızası gözetildi diyecek. İşte böyle, kalınca bir odun alacaksın… Bu durum Hz Peygambere söylendiğinde Hz Resulullah, Allah Musa (as) a merhamet etsin, Hz. Musa’ya bundan daha fazla eziyet edildiği halde O, sabretti diyor. Çok uzun, münafıklarla uğraştı çünkü. 120 yaşına kadar. 80 yaşında peygamberlik geldi, 40 yıl peygamberlik yaptı. Bu çakallar ile… bir de Tih çölünde, zor ortamda…

22 Ekim 2018 Pazartesi

Sn. Adnan Oktar'ın 27 ocak 2018 tarihli sohbetinin ufak bir bölümü


Sn. Adnan Oktar'ın 27 ocak 2018 tarihli sohbetinin ufak bir bölümü
Yani potansiyeli her an olabilir. Yarım saat sonra, bir saat sonra da olabilir. Biz, onlara şefkat göstermekle mükellefiz. Senin dinine saldırmıyor, zarar vermiyor, bir şey yaptığı yok, kendi halinde bir insan. İnanmıyordur anlatırsın, izah edersin, dua edersin ama şefkatli davranırsın. Allah, müşriklere bile sakın diyor Allah, ellemeyin, dokunmayın; bilakis onları koruyup, kollayın. Güvenlik içinde, canınızı tehlikeye atarak, onları gidecekleri yere kadar ulaştırın. Canlarına zarar gelmesin diyor, Allah.  Dolayısıyla ters davranılmaz. Kolamız gelsin, rica ederim.

ASLI HANTAL: Video geldi Adnan Bey, İzmir'de klarnet çalıyor.

ADNAN OKTAR: Bakayım, bak ne mazlum insan, ne güzel insan. Yedi ceddine rahmet olsun. Bak dünya tatlısı. Çok fakir benim canım. Ondan birkaç kuruşu bile esirgiyorlar. Çok ayıp, çok ayıp. Onun milyonlar alacak hali yok, ona vereceğinle yiyecek alacak, üstünde paltosu bile yok üstünde kıyafeti bile yok. Buz gibi soğukta, orada sokakta oturuyor. Anlamazdan geliyorlar, yanından geçerken. Köpek bile olsa insan bir bakar ya, “bu insan” insan yani, mübarek bir insan. Seni mutlu etmek için sanatını icra ediyor ve bin kat senden üstün sanat yönüyle. Niye adam yerine koymaz hareketler yapıyorsun? Göz ucuyla bile bakmıyor. Hiç olmazsa bir gülümse, bir takdir et. Seni mutlu etmek için bu tavrı gösteriyor o kadar soğukta. Ayrıca bir lira versen ne olur? yani 50 kuruş 1 lira elin mi kopar ayağın mı Kopar yani Batar mısın? Çok ayıp, bana göre çok ayıp. Gene bir parça daha çalıyordu O,

ASLI HANTAL: Evet, birazdan gelecek.

ADNAN OKTAR: Çok şahane bir insan.
Evet, dinliyorum.

VTR: İleride, İngilizce hala bir dünya dili olacak mı?
Güzel yüzlüm, İngilizce güzel bir lisan, kibar bir lisan, iyi bir mahsuru yok. Rusçadan iyi, İtalyancadan da iyi. Çok yorucu İtalyanca, Fransızca da yorucu, Almanca çok çok yorucu. İnsanın beyni uyuşuyor. İngilizce rahat bir dil, dinlendirici bir dil, iyi yani dünya dili olsun ne olur bir şey olmaz ama bence Türkçe olacak yakında dünya dili. Türkçe dili çok kibardır. Türkçe çok dinlendirici, sakin, güzel bir dildir; kibar bir dildir.

ASLI HANTAL: İzmir'deki klarnet sanatçısının bir şarkısı daha geldi. “Gülü susuz” şarkısını söylüyor.

ADNAN OKTAR: Ne olur şu insana… Bir gömlek ile duruyor, yani ne olur? kendisine ucuz bir palto alır, mutlu etsen. O, seni mutlu etmek için uğraşıyor. Ne olur o kibarlığı göstersen, nezaketi göstersen. Hanımefendiyi tebrik ederim. Az da olsa bir harçlık veriyor.
Evet, dinliyorum.

VTR: Olumsuz olaylar, kader dersi midir?

ADNAN OKTAR: Evet güzel yüzlüm. Çok güzel tarz yapmışsın, çok modern, kaliteli görünüyorsun. Çok klas bir delikanlısın. Allah sana uzun ömür versin, cennet nasip etsin.
Olumsuz olaylar olmazsa yetişemeyiz, yani dengeli olmayız, mutluda olmayız yani acayip bir şey oluruz. Küt olur insan yani böyle ham, kof olur. Acı çeken insan, mesela o şarkı söyleyenler var ya onlar, hep acı çekmiş insanlar. Onlar, öyle güzel söylüyor, acı çekmese hiç söylemez; yani düşün onun, bol parası olsa asla yapmaz öyle bir şey. Acı çektiği için yapıyor, çile çektiği için. Acı ve çile, sanatı ortaya çıkarır. Mesela bu eski sanatçılar var ya hep acı çekmiş sanatçılardır. Adnan Şenses'ten tut Müslüm Baba'dan çık. Akıl almaz acı çekmiştir Müslüm Baba, ömrü boyunca yani çok acılar çekmiştir. Bak çok güzel sesi. Mahsun Kırmızıgül de öyle o, çocuk da öyle. Kürt asıllı. Tabi, olabilir insanlık hatası olabilir, eksik yönleri olabilir. Çok çile çekmiş bir insan, hepsi öyle.
Evet

GÖRKEM ERDOĞAN: Afrin'de, terör unsurlarından temizlenen bölgelerde çatışmalardan uzaklaşan köylülerin hayvanlarını korumak için kapattıkları ağılların ve ahırların kapılarını askerlerimiz açtı. Hem ahırlarda mevcut olan, hem de çevre köylerden tedarik yemlerle, hayvanlara yemek sağlandı.