29 Kasım 2018 Perşembe

Sn Adnan Oktar'ın 23 nisan 2.25. tarihli konuşmasından bir bölüm. (00-2.40.00)


Sn Adnan Oktar'ın 23 nisan 2.25. tarihli konuşmasından bir bölüm.

VTR: Başarı azimle mi gelişir?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, tabi azim çok önemli bir şey ama azmin arkasında iman olması lazım. Allah'ın büyüklüğünün bilinmesi ve samimiyet olması lazım. Yoksa azim insanı mahveder. Azimle belanın içinde savrula savrula bir oraya çarparsın, bir buraya çarparsın. Mesela iş adamları vardır, azimlidir, sürünür. Başını bir oraya çarpar, bir buraya çarpar. Bütün ömrü sürünmekle geçer ama azmeder. İmanla olan azim kıymetlidir.
Evet, dinliyorum.

VTR: Fiili dua diye bir şey var mıdır?

ADNAN OKTAR: Fiili dua, ben mesela konuşmak istiyorum, şu an Allah konuşma meydana getiriyor. İnsan konuşamaz yani madde değildir ki konuşsun. Yapacak hiçbir şey yok. Ses teli falan bunların hepsi hikâye, öyle bir konu yok. Canım konuşmak istiyor falan, olacak iş değil bir kere böyle. Ruhun, bedene emir vermesi olacak iş değil. Ruh, bedene emir veriyor, “maddeye.” Madde ne anlar ya ruhun ne dediğinden. Madde, cansız, bilinçsiz bir varlık. Ruh ne derse desin yani haberi bile olmaz. Bak, yani bunu biraz düşünseler hemen anlayacaklar. Konuşmayı yaratan, doğrudan Allah'tır.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz gecesi, televizyonlara telefonla tek tek bağlanarak açıklamalar yaptı. NTV'ye yaptığı açıklamanın videosunu görebiliriz.
VTR: Başbakan Binali Yıldırım: Kanunsuz bir eylem söz konusu. Bu kalkışmayı yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar, bu kanunsuz eylemin içerisinde olanlar da en ağır şekilde bedelini ödeyecektir. Vatandaşımın bunu bilmesini istiyorum. Asla ve asla bu gibi kalkışmalara pabuç bırakmayacağız.

ADNAN OKTAR: Yolu kapatmışlardı değil mi onlar? Peki arabalar ne yaptı o gün, geri mi döndüler? Yığılma olmuştur öyle değil mi, ne oldu sonra öyle kaldı mı arabalar?

GÜLEN BATURALP: Kontrollü geçiş olmuştur herhalde.

ADNAN OKTAR: Kontrollü geçiş.

GÜLEN BATURALP: Evet, bir süre sonra tamamen kapatmışlardı.

ADNAN OKTAR: Anladım, o tarz.

GÖRKEM ERDOĞAN: Başbakanımızın, “ucunda ölüm dahi olsa bu çapulculara gereken dersi vereceğiz” diye yaptığı 15 Temmuz konuşmasını da görebiliriz.

VTR: Başbakan Binali Yıldırım: Devlet iş başındadır ve gereken her şeyi yapacağız. Ucunda ölüm dahi olsa gereken her şeyi yapacağız. Asla ve asla! bu çapulculara, Hukuk'a uymayan, milletin silahını, askerini, tankını, kendi emelleri adına kullanmaya kalkışan bu canilere gereken dersi vereceğiz.!

ADNAN OKTAR: Ya sakın, sakın! Bak, hayır, Sayın Başbakanı ben bir daha uyarıyorum, hatırlatıyorum kardeşi olarak. Özel olarak onları kızdıracaklar, haber aldım diyor. Kızdıracaklar, sakın kızmasınlar, gülüp geçsinler buna. Yani şakayla karşılık versinler.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Oyuncu bir tilki.

ADNAN OKTAR: Ya ne tatlı hayvan. Hayret ya, yerim ben seni, yerim tatlılığını yerim senin.
O, seviliyordu da acayip sesler çıkarıyordu ya, o var mı? O inanılır gibi değil ya, bayağı güzel sesler çıkarıyor.

GÖRKEM: Evet, görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, hayret ya. Bir daha aç bakayım. Tatlılığa bak sen ya. Yerim seni ben yerim yerim yerim. Isırmıyor da elini bak. Hayret ya. Ne şeker varlık.
Evet, dinliyorum.

VTR: Küçüklüğümüzü hatırlasaydık beynimiz çok mu zorlanır?

ADNAN OKTAR: Yok, hipnozda çok iyi hatırlıyor insan, hiçbir şey de olmuyor beynine. Yani 
günbegün, mesela farz edelim adam, 65 yaşında olduğunu düşünelim veyahut 70 yaşında. Mesela 65 yıl öncesini sorduğunda, 65 yıl önce, “gün olarak” mesela “cuma günü” diyor. Cuma günü öğleden sonra diyor, gün olarak veriyor, bütün detaylarını anlatıyor. Balkondayım diyor, şu an bisiklet sürüyorum diyor, çocuk sesi ile konuşuyor, aynısı. Acayip, detay detay. Balkonda neler var diyorsun, hepsini anlatıyor, en ince detayına kadar. Beyin hiç zorlanmaz. Beynin, acayip kapasitesi vardır fakat Allah buna müsaade etmiyor.
Evet, dinliyorum.

VTR: Tarihinin en çok sevilen insanı olmak ister miydiniz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, tabi insan ister, her insan ister. En çok sevilen olmak ister. İşte bu bir yarış. Cennette öyle oluyor. Mesela insan, en çok sevilen olmak istiyor, durumuna göre Allah onu yaratıyor. Mesela Resulullah, çok sevilen biri. Musa, çok sevilir. Mehdi çok seviliyor, İsa Mesih çok seviliyor. Bunlar, cennet çiçekleri.
Evet

GÖRKEM ERDOĞAN: Kirpiler ve bir kedi.

ADNAN OKTAR: Yazık garibime. Eyvah pati gitti. Zoruna ne oldu, niye pati atmaya gerek duydun? Acayip canı yanmıştır, yazık hayvana ya.
Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Yunusi, “Azeriler, Türkçe konuşan Fars’tır” diye açıklama yapınca, İran Meclisi'ndeki bazı Türk kökenli milletvekilleri, yazılı bir bildiri yayınlayarak bu sözlere tepki gösterdi. Bildiride, İran'daki azınlıklarla ilgili bu sözlerin, “ülke güvenliğine” zarar verdiği, İran’da çeşitli ırkların yaşadığı, Kur'an'a göre ırk ayrımcılığının kabul edilemez olduğu ve ülkedeki Türklere hakaret edildiği söylendi. İran’da, ülkenin %40’ını Azeri, Türkmen, Kaşkar, hazar ve Horasan gibi “Türkçenin lehçelerini konuşan” Türklerin oluşturduğu ve bu sözlerle büyük bir Türk kavmine hakarette bulunduğu söylendi.

ADNAN OKTAR: Yunusi, gereksiz ırkçılık yapmış, münasebetsizlik yapmış. Bir de Müslümanım diyor, sarık falan da sarmış. Boş bulundu herhalde. O lafını düzeltsin, o sözünü geri alsın, Kur'an'la yeniden açıklasın. Müslümanın konuşacağı bir laf değil bu.
Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Kübra. İnsanlardaki bencillik duygusu yok olduğunda dünya nasıl bir hal alır?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, zaten bencillikten dolayı çirkinleşiyorlar. Akıllarının gitmesinin nedeni de o. Savaşların, terör ve anarşinin nedeni de o. İnsanların huzursuz olması, bunalıma girmesinin nedeni de o, bencilliktir. İtici olmalarının nedeni de odur, sevgiyi yaşayamamanın nedeni de bencilliktir. Çok büyük bir beladır bencillik. En çekinilmesi gereken bir olay.
Evet

VTR: Dışarıdaki yiyecekler çok sağlıksız. Biz ne yiyeceğiz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, haklısın, doğru söylüyorsun. Ben, bugün de hatta arabada da konuştuk. Mesela bir genç, bir şeyler atıştırmak istiyor, gofret alıyor, hepsi zararlı. İçinde Palmiye yağı var, bilmem ne, katı yağlar, şeker, yani vücuduna zararlı ne varsa içinde var. Ya kardeşim, içine protein koy, kalsiyum koy, magnezyum koy, potasyum, vücudun ihtiyacı. Bakır koy, kobalt, çinko koy; C vitamini, D vitamini koy. Efendim, böyle yani lifli gıdalar koy ve Omega yağlar koy. Omega 3, Omega 6, Omega 9. Ya niye zararlı şeyler yapıyorsun da adamı perişan ediyorsun? İllaki zararlı şey olacak, illaki. Aslında çok rahat yapılabilir. Devlet eliyle olması gerekir diye düşünüyorum. Çok kolay bu tip gıdalar üretmek.
Evet, dinliyorum.

VTR: Canlı sohbetleri çok seviyoruz, iftiralara inanmıyoruz.

ADNAN OKTAR: Her ikiniz de birbirinizden güzelsiniz. Allah sizi birbirinizden ayırmasın. Çok güzel arkadaşsınız. Her birinizin ayrı bir güzelliği var. Yani hanginiz daha güzel denilecek gibi değil ki. İkiniz de çok güzelsiniz. Allah ikinize de uzun ömür versin, sağlık, sıhhat versin. Allah sevinç içinde yaşatsın, hiç ayrılmayın bence birbirinizden. Mahallede de her yerde beraber olun. Evler bile karşılıklı olsun. Çok tatlısınız, ikiniz de çok güzelsiniz. Allah ikinizi de cennette bana arkadaş, dost etsin maşaAllah.

GÖRKEM: Manikür yapan bir kedi.

ADNAN OKTAR: Çok şeker ve büyük bir dikkatle izliyor.

6 Kasım 2018 Salı

Adnan Oktar'ın 24 nisan 2018 tarihli sohbetinden kısa bir alıntı. (50.00-1.05.00 dk.)


Adnan Oktar'ın 24 nisan 2018 tarihli 
sohbetinden kısa bir alıntı.

VTR: İman zayıflığı hissettiğimiz an neler yapmamız lazım?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm bak, Kur'an'a baktığımızda hemen hemen yüzde yetmiş-sekseninde o konular geçer. İmanı zayıf insanlar olduğundan, onların gevşek tavırlarından falan bahseder Allah. Ona karşı Allah hep yerdeki, gökteki delilleri esas gösterir. Dünyadaki insanların imtihanı zaten o şekilde oluyor. Fakat zeki, akıllı insanlar için “özellikle bilimin geliştiği şu devirde” artık iman hakikatlerinde takılıp kalmak zor. İman etmek diye bir konu yok. Atomun yapısına bakan bile nefesi kesiliyor, aklı gidiyor. Yani imanın dışında hiçbir yol kalmıyor. Bütün modern fizikçiler, fizik biliminde İhtisas yapanlar, hepsi Allah'a iman ediyor ama mecburen diyorlar, iman ediyoruz diyorlar. Başka bir yolu yok diyorlar. Dolayısıyla imanın kapısı ahir zamanda sonuna kadar açıldı. Modern bilimin gelişmesi ile her yere ulaşmamızı sağladı. Allah'ın sanatını en ince detaylarına kadar görmemizi sağladı. Bundan sonra iman sorunu olmaz dünyada.
Bir daha göreyim.

VTR: İman zayıflığı hissettiğimiz an neler yapmamız lazım?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, aç benim kitaplarımdan bir tanesini oku. Mesela bir “Sivrisinek Mucizesi”ni bile okusan “Örümcek Mucizesi”ni okusan, arının hayatına baksan yahut “Atom Mucizesi”ni okusan hemen biter, hemen biter. Yani çok geçicidir. Ama daha pratik olmasını istiyorsan gözünün önündeki elips ekrana bak. 3 boyutlu, renkli, muazzam sinema. Görülmemiş bir film yani. Bu yeter iman etmek için.
Evet, dinliyorum.

VTR: Türkiye'de ücretli askerlik olmalı mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, olabilir ama şu an yoğun çatışmalar var, çok fazla askere ihtiyaç var. Güvenlik yönünden zaaf oluşturur o, riskli olur. Şu an olmaz ama inşaAllah ileride İslam hakim olduğunda, İttihadı İslam oluştuğunda, tabi ki, zaten çok az askere ihtiyaç olacaktır. O zaman o, düşünülür, rahat rahat düşünülür.

VTR: Bir arkadaşımızın samimi olup olmadığını anlamak için ne kadar süre geçirmemiz lazım?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, aslında ilk başlarda hemen belli olur. Ama tabi hepsinin bir “bamteli” oluyor. Yani dengesinin bozulması riskinden dolayı çok dikkatli olunuyor. Yoksa ilk konuşmada neticelenir. En uç şeyler sorarsın, en uç konuşmalar yaparsın, bir anda reaksiyonlarından hemen anlaşılabilir. Anlaşılmamasının nedeni, onun gelip gittikçe bir şey olmadığını görmesidir. Yani o, güven veriyor. Mesela bir geliyor bir şey olmuyor, bir daha geliyor, bir daha bir şey olmuyor. Zaman geçiyor, gene bir şey olmuyor. Aa demek ki bir şey olmayacak diyor. O, önemli bir güven vesilesi oluyor. Samimiyeti anlamak, gözlerinden anlaşılır, konuşmasından, ses tonundan, mimiklerinden, mantık örgüsünden, çok çabuk anlaşılır. Ama samimi insan bulmak çok zor olduğu için şöyle diyelim: “samimiyete uygun insan” bulmak diyelim. Tam samimi insanı bulmak çok zor, bayağı güçtür. Milyonda bir. Ama samimiyete yatkın insan bulmak için biraz tabi konuşmak, görüşmek, mimiklerini kontrol etmek, konuşmasını kontrol etmek; cevap şekilleri, soru şekilleri, bakışları, özellikle ses tonu, vurgu şekilleri, seçtiği kelimeler, mantık örgüsünden, her şeyinden anlaşılır.

ADNAN OKTAR: Alim bir Hoca Efendi’ye böyle şarkılar söylemek olmaz, tamam doğru. Ben de alim ve “Hoca Efendi” olmadığıma göre söylerim.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Kardeşlerimiz, Danimarka'da Fosil Sergisi düzenlediler.

ADNAN OKTAR: Ne marka dedin?

GÖRKEM: Danimarka

ADNAN OKTAR: Ha evet, maşaAllah çok şahane olmuş. Çok medeni, modern insanlar, çok seviyoruz Danimarkalıları. Ülke olarak da çok seviyoruz, modernliğini, kalitesini, güzelliğini, temizliğini, insanlarının hepsini çok seviyoruz.
Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Mehdiye insanlar hak ettiği değeri verebilecek mi?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen ne kadar güzel insansın. Çok yakışmış makyajın. Tarzın şahane olmuş. Gözler zaten çok çok güzel. Saçların çok güzel. Yüzün, yani bakar bakmaz çok dikkat çekiyor. Çok güzel kızsın. Allah sana hayırlı, bereketli, sağlıklı, sevinçli, neşeli ve uzun ömür nasip etsin. Ve cennette de arkadaş olmamızı, dost olmamızı nasip etsin.
Bir daha dinleyim.

VTR: Hz. Mehdiye insanlar hak ettiği değeri verebilecek mi?

ADNAN OKTAR: Başlangıçta hayır, başlangıçta hayır. Başlangıçta bilakis, yani küfür ve münafıklarla “halkın birçoğu da bilmeden” Mehdiye karşı muazzam bir mücadele verecekler. O yüzden sayıları az olacak diyor peygamberimiz, “313 kişi” kadardırlar diyor. Hemen hemen herkes muhalif olacak diyor. Özellikle Fukaha, fıkıh alimleri, bütün güçleriyle karşı koyacaklar diyor. Yani Fukaha bile karşı ise büyük bir kitlenin karşı olacağı anlaşılıyor. Ama zahir olduktan sonra, dünyada en sevilen olacak. Yani cinnet geçirecek insanlar sonra. Yer yerinden oynayacak ama başlangıcı o şekildedir.
Evet, dinliyorum.

VTR: Dünkü maçta, Şenol Güneş’e kafa attılar. Böyle bir ortamda kadınların futbol izlemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yapanlar tabi çok ayıp yaptılar, çok çirkin. Kadınların bulunduğu ortamda, özellikle çok nezih ve dikkatli olmaları gerekir. Kadınları riske atmak kalleşlik, bir vicdansızlıktır. Delikanlının yapacağı bir şey değil. Dürüst, vicdanlı insanın yapacağı bir şey değil. Hayır, kendini tehlikeye atıyorsa o ayrı ama kadınları tehlikeye atmak, bin misli kalleşliktir, bin misli kepazeliktir, bin misli edepsizlik ve terbiyesizliktir. Yani çok korkunç bir şey. Hakikaten ben gördüm, orada çok güzel hanımlar var, kaliteli hanımlar var. İnsan onlara nasıl kıyar ya? Orada öyle kepazelik çıkartıyorsun, olay çıkarıyorsun. Şenol Güneş’i ben hedefleyerek bir şey attıklarını zannetmiyorum. Çünkü çok zor, uzaktan öyle bir şey tutturmak bayağı zor, güç. Yani “rast geldi” diye düşünüyorum. Ama her halükârda orada birine atıyor. Kim olursa olsun, birinin kafasına gelsin diye atıyor zaten. Yaralasın diye atıyor. Bu da kalleşçe. Dürüst bir insanın, mert bir insanın yapacağı bir şey değil. Delice bir hareket. Hukuk, kanun gereğini yapacaktır. Ama çok ayıp yaptı kim yaptıysa. Hanımlar, tabi güvenlikleri sağlanırsa gene gelebilirler. Ama bu çok kötü bir model oldu. Çok kötü bir hatıra.
Evet, dinliyorum.

VTR: Müslümanda bamteli olur mu?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen ne kadar güzel kızsın. Yaklaştır bakayım. Çok güzel gözlerin, yüzün de çok güzel, kaşların da modaya uygun. Genelde çok güzel kızsın. Allah güzelliğinle seni uzun ömürlü yaşatsın. Cennette de biliyorsun, cennet sonsuz. İnşaAllah sonsuza kadar dost, arkadaş oluruz inşaAllah. Müslümanın bamteli olur mu? Yani sinirlenip çileden çıktığı an. Olur tabi, o da iyi bir şey. Mesela “PKK ile mücadelede” yakışır, bayağı güzel olur. “Cihad anında münafıklara, küfre karşı yapılan mücadelede” Müslümanın tabii ki “hamiyet hissi,” coşkusu önemli. Mesela Peygamberimiz, (sav) normalde çok halim selim bir insan, çok sevecen. Hatta böyle içine kapalı bir insan, öyle diyeyim. Ama hamiyeti İslamiyesi kabardığında, alnında, çift damar oluşuyordu diyor görenler. Kıpkırmızı oluyor böyle. O hiddet alameti oluyordu. O zaman işte küfre gereken karşılığı veriyordu yani yaptıklarına yapacaklarına bin pişman ediyordu. Ama normalde kediye bile kıyamayan, kedi olduğunda kucağında, eteğini makasla kesip hayvanı rahatsız etmeyen, hatta ordu geçerken de kedilerin kenarından geçin, deyip bütün ordunun yolunu değiştiren bir insan. Kedi rahat etsin diye. Ama hamiyet hissi, tabi etkili olduğunda o güzel bir şey, o ibadettir. Ama yine orada tabii Allah'ın hükmüne, Allah'ın kanunu'na uygun hareket edilir. Yani harama girerek bir hareket olmaz.
Bir daha dinleyim.

3 Kasım 2018 Cumartesi

Adnan Oktar'ın 26 nisan 2018 tarihli sohbetinden (40-55. dakikalar)


GÖRKEM ERDOĞAN: Yiğit Bulut, İyi Parti-CHP işbirliğinin arkasında İngiliz derin Devleti'nin olduğunu işaret eden bir yazı yazdı.

ADNAN OKTAR: Kabadayı yolu açmış işte. İngiliz derin Devleti’ne bütün açıklığıyla dikkat çekmiş. Yazarlara söylüyor, hep beraber yüklenelim, o pislikleri deşifre edelim diyor. Bir yıldan beri yaptığımız bu. Allah'a çok şükür 400'ün üzerinde Türk yazara “İngiliz Derin Devletin’i” kabul ettirdik. Birkaç kişi direniyor. Herkes fark etmiş vaziyette. Bak bölgedeki son atakları gördünüz mü? Hem Ermenistan hem Azerbaycan hem Türkiye. Hedeflere bakın. Hepsini havada yakaladık elhamdülillah üçünü de.

GÖRKEM ERDOĞAN: Türkiye'yi, İngiliz derin Devleti'nin seçim yoluyla kontrol etmeye çalıştığını da söylemiş, Yiğit Bulut.

ADNAN OKTAR: Seçim yoluyla geçim yoluyla hiçbir şey yapamaz. Mehdiyetin zıl ve gölgesi altında Türkiye.
Laz Müziği:
Lazlar, Karadeniz'li kardeşlerimiz çok şeker, güzel insanlar. Çok neşeli insanlar, müziği de çok hoş.
Evet, dinliyorum.

VTR: Şehitler bu dünyadaki işlere ve olaylara karışabilirler mi?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, o apayrı bir boyut. Orada bağlantı, burayla mümkün değil. Yani şöyle düşünelim, boyutlar vardır 2. Boyut, 3. Boyut, 4. boyut, 5. Boyut. O, bir boyut. Boyuttan, boyuta geçiş mümkün değildir. Allah'ın dilemesi dışında olmaz. Ama bazen İslam'a, Kuran'a faydalı olsun diye şehitler, ruhaniyet şeklinde görünebilirler. Ruhaniyet şeklinde. Onun dışında geçiş mümkün değil.
Evet, dinliyorum.

VTR: Hızır nerede yaşıyor?

ADNAN OKTAR: Hızır, canı nerede isterse oraya hemen anında gidiyor. Yani onun için bir hız sorunu yok. Benim anladığım ışık hızında. İstediği zaman istediği yere ulaşıyor. Ama çoğu zaman yani halkın görebildiği şekli, “bulut” şeklinde oluyor. Bulut, at üzerinde bir insan, at üzerinde bir insan şeklinde. O kadar görünebiliyor. Ama toplantılarda, devlet yıkma-devlet kurma toplantılarında, maskeli olarak katılıyor, maskeli. Yüzü kapalı, o şekilde katılır. O, “Huruf’u Mukatta” ile de yakın alakası vardır Hızır'ın. O, “Elif Lam Mim, Elif Lam Ra,” Kur'an'daki Huruf’u Mukatta. Ama genelde Hızır'ın yaptığı işler insanların hoşuna gidecek şeyler değildir. Yani nasıl söyleyeyim ayaklanmalarda rol alır, darbede rol alır, savaşlarda rol alır. Yönlendirdiği gibi de gelişir olaylar. O tarz. Yani istediği, isminin anıldığı, çokça anıldığı yerlere de bazen geldiği oluyor. Yani çok üzerinde durulursa ne var, ne oluyor? Tarzında geldiği oluyor. “Boz Atlı” bilinir, köylerde falan da bilinir. At şeklinde duman. O şeydeki resmi göstersene oradan daha iyi anlarlar. (Mısır'daki)

VTR:

ADNAN OKTAR: İşte halkın alışkın olduğu şekli budur. Bozatlı Onun için diyorlar, şu şekil.
Evet, dinliyorum.
Evet, dinliyorum.

VTR: Benim sorum şudur: İnsanların kalbinde gerçekten sevgi var mıdır?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm, seni ne kadar kızdırmış insanlar ne kadar sıkmışlar seni. Yani olmaması anormal değil mi güzel yüzlüm? Sevgi olmasa insan nasıl yaşar ya? Cehennem yani Allah vermesin çok korkunç. Kedi biliyor sevmeyi böyle hırıldıyor sevildiğinde. Köpek de öyle, bilir. Bütün hayvanlar bilir, çiçekler bilir, kaplumbağa bile biliyor. Yaklaştın mı kafasını uzatıyordu, sevdiriyordu kendini bahçede. İnsan sevgiden yaratılmıştır zaten. İnsan ruhu sevgidir. Allah'ın kendisi sevgidir ama ruhunu taşıyanlar sevgiyi bilirler. Allah'ın ruhunu taşımayanlar sevgiyi bilmez. Yani o çok önemli, sadece Allah'ın ruhunu taşıyanlar bilir.
Evet, dinliyorum.