6 Kasım 2018 Salı

Adnan Oktar'ın 24 nisan 2018 tarihli sohbetinden kısa bir alıntı. (50.00-1.05.00 dk.)


Adnan Oktar'ın 24 nisan 2018 tarihli 
sohbetinden kısa bir alıntı.

VTR: İman zayıflığı hissettiğimiz an neler yapmamız lazım?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm bak, Kur'an'a baktığımızda hemen hemen yüzde yetmiş-sekseninde o konular geçer. İmanı zayıf insanlar olduğundan, onların gevşek tavırlarından falan bahseder Allah. Ona karşı Allah hep yerdeki, gökteki delilleri esas gösterir. Dünyadaki insanların imtihanı zaten o şekilde oluyor. Fakat zeki, akıllı insanlar için “özellikle bilimin geliştiği şu devirde” artık iman hakikatlerinde takılıp kalmak zor. İman etmek diye bir konu yok. Atomun yapısına bakan bile nefesi kesiliyor, aklı gidiyor. Yani imanın dışında hiçbir yol kalmıyor. Bütün modern fizikçiler, fizik biliminde İhtisas yapanlar, hepsi Allah'a iman ediyor ama mecburen diyorlar, iman ediyoruz diyorlar. Başka bir yolu yok diyorlar. Dolayısıyla imanın kapısı ahir zamanda sonuna kadar açıldı. Modern bilimin gelişmesi ile her yere ulaşmamızı sağladı. Allah'ın sanatını en ince detaylarına kadar görmemizi sağladı. Bundan sonra iman sorunu olmaz dünyada.
Bir daha göreyim.

VTR: İman zayıflığı hissettiğimiz an neler yapmamız lazım?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, aç benim kitaplarımdan bir tanesini oku. Mesela bir “Sivrisinek Mucizesi”ni bile okusan “Örümcek Mucizesi”ni okusan, arının hayatına baksan yahut “Atom Mucizesi”ni okusan hemen biter, hemen biter. Yani çok geçicidir. Ama daha pratik olmasını istiyorsan gözünün önündeki elips ekrana bak. 3 boyutlu, renkli, muazzam sinema. Görülmemiş bir film yani. Bu yeter iman etmek için.
Evet, dinliyorum.

VTR: Türkiye'de ücretli askerlik olmalı mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, olabilir ama şu an yoğun çatışmalar var, çok fazla askere ihtiyaç var. Güvenlik yönünden zaaf oluşturur o, riskli olur. Şu an olmaz ama inşaAllah ileride İslam hakim olduğunda, İttihadı İslam oluştuğunda, tabi ki, zaten çok az askere ihtiyaç olacaktır. O zaman o, düşünülür, rahat rahat düşünülür.

VTR: Bir arkadaşımızın samimi olup olmadığını anlamak için ne kadar süre geçirmemiz lazım?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, aslında ilk başlarda hemen belli olur. Ama tabi hepsinin bir “bamteli” oluyor. Yani dengesinin bozulması riskinden dolayı çok dikkatli olunuyor. Yoksa ilk konuşmada neticelenir. En uç şeyler sorarsın, en uç konuşmalar yaparsın, bir anda reaksiyonlarından hemen anlaşılabilir. Anlaşılmamasının nedeni, onun gelip gittikçe bir şey olmadığını görmesidir. Yani o, güven veriyor. Mesela bir geliyor bir şey olmuyor, bir daha geliyor, bir daha bir şey olmuyor. Zaman geçiyor, gene bir şey olmuyor. Aa demek ki bir şey olmayacak diyor. O, önemli bir güven vesilesi oluyor. Samimiyeti anlamak, gözlerinden anlaşılır, konuşmasından, ses tonundan, mimiklerinden, mantık örgüsünden, çok çabuk anlaşılır. Ama samimi insan bulmak çok zor olduğu için şöyle diyelim: “samimiyete uygun insan” bulmak diyelim. Tam samimi insanı bulmak çok zor, bayağı güçtür. Milyonda bir. Ama samimiyete yatkın insan bulmak için biraz tabi konuşmak, görüşmek, mimiklerini kontrol etmek, konuşmasını kontrol etmek; cevap şekilleri, soru şekilleri, bakışları, özellikle ses tonu, vurgu şekilleri, seçtiği kelimeler, mantık örgüsünden, her şeyinden anlaşılır.

ADNAN OKTAR: Alim bir Hoca Efendi’ye böyle şarkılar söylemek olmaz, tamam doğru. Ben de alim ve “Hoca Efendi” olmadığıma göre söylerim.

Evet, dinliyorum.

GÖRKEM ERDOĞAN: Kardeşlerimiz, Danimarka'da Fosil Sergisi düzenlediler.

ADNAN OKTAR: Ne marka dedin?

GÖRKEM: Danimarka

ADNAN OKTAR: Ha evet, maşaAllah çok şahane olmuş. Çok medeni, modern insanlar, çok seviyoruz Danimarkalıları. Ülke olarak da çok seviyoruz, modernliğini, kalitesini, güzelliğini, temizliğini, insanlarının hepsini çok seviyoruz.
Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Mehdiye insanlar hak ettiği değeri verebilecek mi?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen ne kadar güzel insansın. Çok yakışmış makyajın. Tarzın şahane olmuş. Gözler zaten çok çok güzel. Saçların çok güzel. Yüzün, yani bakar bakmaz çok dikkat çekiyor. Çok güzel kızsın. Allah sana hayırlı, bereketli, sağlıklı, sevinçli, neşeli ve uzun ömür nasip etsin. Ve cennette de arkadaş olmamızı, dost olmamızı nasip etsin.
Bir daha dinleyim.

VTR: Hz. Mehdiye insanlar hak ettiği değeri verebilecek mi?

ADNAN OKTAR: Başlangıçta hayır, başlangıçta hayır. Başlangıçta bilakis, yani küfür ve münafıklarla “halkın birçoğu da bilmeden” Mehdiye karşı muazzam bir mücadele verecekler. O yüzden sayıları az olacak diyor peygamberimiz, “313 kişi” kadardırlar diyor. Hemen hemen herkes muhalif olacak diyor. Özellikle Fukaha, fıkıh alimleri, bütün güçleriyle karşı koyacaklar diyor. Yani Fukaha bile karşı ise büyük bir kitlenin karşı olacağı anlaşılıyor. Ama zahir olduktan sonra, dünyada en sevilen olacak. Yani cinnet geçirecek insanlar sonra. Yer yerinden oynayacak ama başlangıcı o şekildedir.
Evet, dinliyorum.

VTR: Dünkü maçta, Şenol Güneş’e kafa attılar. Böyle bir ortamda kadınların futbol izlemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yapanlar tabi çok ayıp yaptılar, çok çirkin. Kadınların bulunduğu ortamda, özellikle çok nezih ve dikkatli olmaları gerekir. Kadınları riske atmak kalleşlik, bir vicdansızlıktır. Delikanlının yapacağı bir şey değil. Dürüst, vicdanlı insanın yapacağı bir şey değil. Hayır, kendini tehlikeye atıyorsa o ayrı ama kadınları tehlikeye atmak, bin misli kalleşliktir, bin misli kepazeliktir, bin misli edepsizlik ve terbiyesizliktir. Yani çok korkunç bir şey. Hakikaten ben gördüm, orada çok güzel hanımlar var, kaliteli hanımlar var. İnsan onlara nasıl kıyar ya? Orada öyle kepazelik çıkartıyorsun, olay çıkarıyorsun. Şenol Güneş’i ben hedefleyerek bir şey attıklarını zannetmiyorum. Çünkü çok zor, uzaktan öyle bir şey tutturmak bayağı zor, güç. Yani “rast geldi” diye düşünüyorum. Ama her halükârda orada birine atıyor. Kim olursa olsun, birinin kafasına gelsin diye atıyor zaten. Yaralasın diye atıyor. Bu da kalleşçe. Dürüst bir insanın, mert bir insanın yapacağı bir şey değil. Delice bir hareket. Hukuk, kanun gereğini yapacaktır. Ama çok ayıp yaptı kim yaptıysa. Hanımlar, tabi güvenlikleri sağlanırsa gene gelebilirler. Ama bu çok kötü bir model oldu. Çok kötü bir hatıra.
Evet, dinliyorum.

VTR: Müslümanda bamteli olur mu?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen ne kadar güzel kızsın. Yaklaştır bakayım. Çok güzel gözlerin, yüzün de çok güzel, kaşların da modaya uygun. Genelde çok güzel kızsın. Allah güzelliğinle seni uzun ömürlü yaşatsın. Cennette de biliyorsun, cennet sonsuz. İnşaAllah sonsuza kadar dost, arkadaş oluruz inşaAllah. Müslümanın bamteli olur mu? Yani sinirlenip çileden çıktığı an. Olur tabi, o da iyi bir şey. Mesela “PKK ile mücadelede” yakışır, bayağı güzel olur. “Cihad anında münafıklara, küfre karşı yapılan mücadelede” Müslümanın tabii ki “hamiyet hissi,” coşkusu önemli. Mesela Peygamberimiz, (sav) normalde çok halim selim bir insan, çok sevecen. Hatta böyle içine kapalı bir insan, öyle diyeyim. Ama hamiyeti İslamiyesi kabardığında, alnında, çift damar oluşuyordu diyor görenler. Kıpkırmızı oluyor böyle. O hiddet alameti oluyordu. O zaman işte küfre gereken karşılığı veriyordu yani yaptıklarına yapacaklarına bin pişman ediyordu. Ama normalde kediye bile kıyamayan, kedi olduğunda kucağında, eteğini makasla kesip hayvanı rahatsız etmeyen, hatta ordu geçerken de kedilerin kenarından geçin, deyip bütün ordunun yolunu değiştiren bir insan. Kedi rahat etsin diye. Ama hamiyet hissi, tabi etkili olduğunda o güzel bir şey, o ibadettir. Ama yine orada tabii Allah'ın hükmüne, Allah'ın kanunu'na uygun hareket edilir. Yani harama girerek bir hareket olmaz.
Bir daha dinleyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder