Adnan Oktar'ın 24 nisan 2018 tarihli
sohbetinden kısa bir alıntı.
VTR: İman zayıflığı
hissettiğimiz an neler yapmamız lazım?
ADNAN OKTAR: Güzel
yüzlüm bak, Kur'an'a baktığımızda hemen hemen yüzde yetmiş-sekseninde o konular
geçer. İmanı zayıf insanlar olduğundan, onların gevşek tavırlarından falan
bahseder Allah. Ona karşı Allah hep yerdeki, gökteki delilleri esas gösterir. Dünyadaki
insanların imtihanı zaten o şekilde oluyor. Fakat zeki, akıllı insanlar için “özellikle
bilimin geliştiği şu devirde” artık iman hakikatlerinde takılıp kalmak zor. İman
etmek diye bir konu yok. Atomun yapısına bakan bile nefesi kesiliyor, aklı
gidiyor. Yani imanın dışında hiçbir yol kalmıyor. Bütün modern fizikçiler,
fizik biliminde İhtisas yapanlar, hepsi Allah'a iman ediyor ama mecburen
diyorlar, iman ediyoruz diyorlar. Başka bir yolu yok diyorlar. Dolayısıyla
imanın kapısı ahir zamanda sonuna kadar açıldı. Modern bilimin gelişmesi ile
her yere ulaşmamızı sağladı. Allah'ın sanatını en ince detaylarına kadar
görmemizi sağladı. Bundan sonra iman sorunu olmaz dünyada.
Bir daha göreyim.
VTR: İman
zayıflığı hissettiğimiz an neler yapmamız lazım?
ADNAN OKTAR: Güzel
yüzlüm, aç benim kitaplarımdan bir tanesini oku. Mesela bir “Sivrisinek Mucizesi”ni
bile okusan “Örümcek Mucizesi”ni okusan, arının hayatına baksan yahut “Atom Mucizesi”ni
okusan hemen biter, hemen biter. Yani çok geçicidir. Ama daha pratik olmasını
istiyorsan gözünün önündeki elips ekrana bak. 3 boyutlu, renkli, muazzam sinema.
Görülmemiş bir film yani. Bu yeter iman etmek için.
Evet, dinliyorum.
VTR: Türkiye'de
ücretli askerlik olmalı mı?
ADNAN OKTAR: Yakışıklım,
olabilir ama şu an yoğun çatışmalar var, çok fazla askere ihtiyaç var. Güvenlik
yönünden zaaf oluşturur o, riskli olur. Şu an olmaz ama inşaAllah ileride İslam hakim olduğunda, İttihadı
İslam oluştuğunda, tabi ki, zaten çok az askere ihtiyaç olacaktır. O zaman o,
düşünülür, rahat rahat düşünülür.
VTR: Bir
arkadaşımızın samimi olup olmadığını anlamak için ne kadar süre geçirmemiz
lazım?
ADNAN OKTAR: Canımın
içi, aslında ilk başlarda hemen belli olur. Ama tabi hepsinin bir “bamteli”
oluyor. Yani dengesinin bozulması riskinden dolayı çok dikkatli olunuyor. Yoksa
ilk konuşmada neticelenir. En uç şeyler sorarsın, en uç konuşmalar yaparsın,
bir anda reaksiyonlarından hemen anlaşılabilir. Anlaşılmamasının nedeni, onun
gelip gittikçe bir şey olmadığını görmesidir. Yani o, güven veriyor. Mesela bir
geliyor bir şey olmuyor, bir daha geliyor, bir daha bir şey olmuyor. Zaman
geçiyor, gene bir şey olmuyor. Aa demek ki bir şey olmayacak diyor. O, önemli
bir güven vesilesi oluyor. Samimiyeti anlamak, gözlerinden anlaşılır,
konuşmasından, ses tonundan, mimiklerinden, mantık örgüsünden, çok çabuk anlaşılır.
Ama samimi insan bulmak çok zor olduğu için şöyle diyelim: “samimiyete uygun
insan” bulmak diyelim. Tam samimi insanı bulmak çok zor, bayağı güçtür. Milyonda
bir. Ama samimiyete yatkın insan bulmak için biraz tabi konuşmak, görüşmek,
mimiklerini kontrol etmek, konuşmasını kontrol etmek; cevap şekilleri, soru
şekilleri, bakışları, özellikle ses tonu, vurgu şekilleri, seçtiği kelimeler,
mantık örgüsünden, her şeyinden anlaşılır.
ADNAN OKTAR: Alim
bir Hoca Efendi’ye böyle şarkılar söylemek olmaz, tamam doğru. Ben de alim ve “Hoca
Efendi” olmadığıma göre söylerim.
Evet, dinliyorum.
GÖRKEM ERDOĞAN: Kardeşlerimiz,
Danimarka'da Fosil Sergisi düzenlediler.
ADNAN OKTAR: Ne
marka dedin?
GÖRKEM: Danimarka
ADNAN OKTAR: Ha
evet, maşaAllah çok şahane olmuş. Çok medeni, modern insanlar, çok seviyoruz Danimarkalıları.
Ülke olarak da çok seviyoruz, modernliğini, kalitesini, güzelliğini, temizliğini,
insanlarının hepsini çok seviyoruz.
Evet, dinliyorum.
VTR: Hz. Mehdiye insanlar
hak ettiği değeri verebilecek mi?
ADNAN OKTAR: Canımın
içi, sen ne kadar güzel insansın. Çok yakışmış makyajın. Tarzın şahane olmuş. Gözler
zaten çok çok güzel. Saçların çok güzel. Yüzün, yani bakar bakmaz çok dikkat
çekiyor. Çok güzel kızsın. Allah sana hayırlı, bereketli, sağlıklı, sevinçli,
neşeli ve uzun ömür nasip etsin. Ve cennette de arkadaş olmamızı, dost olmamızı
nasip etsin.
Bir daha dinleyim.
VTR: Hz. Mehdiye
insanlar hak ettiği değeri verebilecek mi?
ADNAN OKTAR: Başlangıçta
hayır, başlangıçta hayır. Başlangıçta bilakis, yani küfür ve münafıklarla “halkın
birçoğu da bilmeden” Mehdiye karşı muazzam bir mücadele verecekler. O yüzden
sayıları az olacak diyor peygamberimiz, “313 kişi” kadardırlar diyor. Hemen
hemen herkes muhalif olacak diyor. Özellikle Fukaha, fıkıh alimleri, bütün
güçleriyle karşı koyacaklar diyor. Yani Fukaha bile karşı ise büyük bir
kitlenin karşı olacağı anlaşılıyor. Ama zahir olduktan sonra, dünyada en
sevilen olacak. Yani cinnet geçirecek insanlar sonra. Yer yerinden oynayacak
ama başlangıcı o şekildedir.
Evet, dinliyorum.
VTR: Dünkü maçta,
Şenol Güneş’e kafa attılar. Böyle bir ortamda kadınların futbol izlemesi
hakkında ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Yapanlar
tabi çok ayıp yaptılar, çok çirkin. Kadınların bulunduğu ortamda, özellikle çok
nezih ve dikkatli olmaları gerekir. Kadınları riske atmak kalleşlik, bir
vicdansızlıktır. Delikanlının yapacağı bir şey değil. Dürüst, vicdanlı insanın
yapacağı bir şey değil. Hayır, kendini tehlikeye atıyorsa o ayrı ama kadınları
tehlikeye atmak, bin misli kalleşliktir, bin misli kepazeliktir, bin misli
edepsizlik ve terbiyesizliktir. Yani çok korkunç bir şey. Hakikaten ben gördüm,
orada çok güzel hanımlar var, kaliteli hanımlar var. İnsan onlara nasıl kıyar
ya? Orada öyle kepazelik çıkartıyorsun, olay çıkarıyorsun. Şenol Güneş’i ben
hedefleyerek bir şey attıklarını zannetmiyorum. Çünkü çok zor, uzaktan öyle bir
şey tutturmak bayağı zor, güç. Yani “rast geldi” diye düşünüyorum. Ama her halükârda
orada birine atıyor. Kim olursa olsun, birinin kafasına gelsin diye atıyor
zaten. Yaralasın diye atıyor. Bu da kalleşçe. Dürüst bir insanın, mert bir
insanın yapacağı bir şey değil. Delice bir hareket. Hukuk, kanun gereğini
yapacaktır. Ama çok ayıp yaptı kim yaptıysa. Hanımlar, tabi güvenlikleri
sağlanırsa gene gelebilirler. Ama bu çok kötü bir model oldu. Çok kötü bir
hatıra.
Evet, dinliyorum.
VTR: Müslümanda bamteli
olur mu?
ADNAN OKTAR: Canımın
içi, sen ne kadar güzel kızsın. Yaklaştır bakayım. Çok güzel gözlerin, yüzün de
çok güzel, kaşların da modaya uygun. Genelde çok güzel kızsın. Allah
güzelliğinle seni uzun ömürlü yaşatsın. Cennette de biliyorsun, cennet sonsuz.
İnşaAllah sonsuza kadar dost, arkadaş oluruz inşaAllah. Müslümanın bamteli olur
mu? Yani sinirlenip çileden çıktığı an. Olur tabi, o da iyi bir şey. Mesela “PKK
ile mücadelede” yakışır, bayağı güzel olur. “Cihad anında münafıklara, küfre
karşı yapılan mücadelede” Müslümanın tabii ki “hamiyet hissi,” coşkusu önemli. Mesela
Peygamberimiz, (sav) normalde çok halim selim bir insan, çok sevecen. Hatta
böyle içine kapalı bir insan, öyle diyeyim. Ama hamiyeti İslamiyesi
kabardığında, alnında, çift damar oluşuyordu diyor görenler. Kıpkırmızı oluyor
böyle. O hiddet alameti oluyordu. O zaman işte küfre gereken karşılığı
veriyordu yani yaptıklarına yapacaklarına bin pişman ediyordu. Ama normalde
kediye bile kıyamayan, kedi olduğunda kucağında, eteğini makasla kesip hayvanı
rahatsız etmeyen, hatta ordu geçerken de kedilerin kenarından geçin, deyip
bütün ordunun yolunu değiştiren bir insan. Kedi rahat etsin diye. Ama hamiyet
hissi, tabi etkili olduğunda o güzel bir şey, o ibadettir. Ama yine orada tabii
Allah'ın hükmüne, Allah'ın kanunu'na uygun hareket edilir. Yani harama girerek
bir hareket olmaz.
Bir daha dinleyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder